• bigezipdoncem

Venedik: Romantizmin, aşkın şehri

En son güncellendiği tarih: 28 Oca 2019

Venedik’e gitmemiş olanlar olabilir aramızda. Ama olsun sorun değil. Şöyle yapalım, ben biraz anlatayım. Sonra siz de hayal gücünüzle birleştirin yazdıklarımı sonra da… Güzel güzel uçak bileti bakmaya başlayalım bahara😊Seyahat etmeyi sevenlerin şu Venedik’i atlayıp başka rotalara eğilmesini anlamam, Avrupa’da bir ülke görme şansım olsa Venedik’i seçerdim. Her yıl milyonlarca turisttin ziyaret ettiği, romantizmin şehri ve dünyanın en güzel, en değişik şehirlerinden biri olan Venedik’i anlatmak istiyorum. Ben Venedik’e çok gittim. İtalya’da bulunduğum uzun sürede (Yüksek Lisans öğrenci zamanlarım) Venedik’i hem yağmurlu, hem çamurlu, hem sıcak, hem bulutlu hem de güneşli görme fırsatı buldum. Çok severim Venedik’i, çok çok kocaman severim.



Venedik hakkında ufacık bilgiler;Ada ülkelerine ve şehirlerine olan muhabbetimi artık anlamışsınızdır. Suyu seviyorum demek ki 😊 Ben bir Venedik aşığıyım, trenden indiğim andaki cümle şuydu, ‘’Öldük de cennete düştüm burası gerçek olamaz ‘’ demiştim, o zamanlar yalnızca 22 yaşındaydım, tabi diyeceksiniz sen de hep aynı şeyi düşünüyorsun, Maldivler için de aynı şeyi demiştin’’ diye ama öyle değil işte, o zamanlar 22 yaşındaydım ve ilk gördüğüm yabancı ülke İtalya idi. Caaanım İtalya’mın 118 adacıktan oluşan 200’e yakın kanal ve 400’e yakın köprüden oluşan güzeller güzel şehri Venedik.


Venedik, Kuzey İtalya’da bulunuyor, malum kuzey İtalya, zengin olan kısım iken güney İtalya fakir olan kısım denilebilir. Zenginlik fakirlik olarak düşünmesek de bizim doğu ile batının ayrımı deyip kesip atalım konuyu 😊Venedik tacirleri/ tüccarları meşhurdur herkes duymuştur, işte Venedik her daim Avrupa’nın en önemli ticaret başkentlerinden olmuştur. Ticaret başkenti olmasının hem avantajlarını hem de dezavantajlarını yaşamış Venedik. Bu durum Venedik’in tarihine, kültürüne ve fizyolojik yapısına etki etmiştir. O etkilerle ilgili aşağıda ufak tefek bir şeyler yazacağım. Venedik’in nüfusu hakkında; Şu anda yaşlı nüfus çok fazladır, ben turist dışında genç insan pek görmedim zaten, nüfusu yüz bin bile değildir. İnsanların yüzde ellisi geçimlerini turizm ile sağlamaktadır. Eee malum coğrafi konumu nedeniyle her şey deniz yoluyla yapıldığı ve turistik bir şehir olduğu için oldukça pahalı bir şehirdir hem Avrupa şehirlerine göre hem de İtalya’nın diğer kentlerine göre.


VENEDİK VİZE İSTER Mİ?Evet, Schengen vizesi almanız gerekiyor. İtalya ve Almanya’nın vize işlerini yapan; https://www.idata.com.tr/ kurum İdata’dır. İhtiyacınız olursa buradan gerekli olan bütün bilgileri alabilirsiniz. Başvuru yapabilmeniz için uçak biletlerinin alınmış olması gerekiyor ve kalacağınız yerinde belli olmuş olması gerekiyor. Uçak bileti almaktan kaçış yok ama otel olayını booking üzerinden herhangi bir otel seçip ücretsiz iptal seçeneğini kullanarak yapabilirsiniz. Vizenizi aldıktan sonra değiştirebilirsiniz ama ne kadar erken rezervasyon o kadar uygun otel olur, bilginiz olsun, yani vize almak için öylesine değil, gerçekten bir otel belirleyin ve alın. İtalya’dan vize almak birçok Avrupa ülkesine göre daha kolaydır. Evinizin, arabanızın olması ve hesabınızda bir miktar paranızın olması size avantaj sağlar. Vizeniz kolay çıkar. İlk defa Schengen alıyorsanız muhtemelen sadece seyahat süresince vize verirler yani 3-5 gün, ya da max 1 ay.


VENEDİĞE NE ZAMAN GİTMELİSİNİZ?İtalya bizim gibi bir Akdeniz ülkesi, Türkiye’deki hava nasılsa öyle düşünün ve ona göre gidin. Bence bahar veya yaz ayında gidin, kışın seyahat pek keyifli olmuyor, bu tabi ki benim kişisel tercihim. Ben yağmurda da çamurda da büyük bir mutluluk ile gezdim Venedik’te. Yazdıkça duygulanıyorum ve ne kadar özlediğimi anlıyorum. Yaz-kış kalabalık olan bir şehir olduğuna emin olabilirsiniz. Özellikle şubat ayının sonunda karnavaldan dolayı kalabalıklaşmaya başlar, tabi fiyatlar da çok artar bu dönemde. Ama erken planlama yaparsanız pek etkilenmezsiniz bu durumdan.


Benim gözümden, Neden Venedik’e gitmelisiniz?


Tek bir cümle ile söyleyeceğim bunu. Çünkü dünyada böyle bir fiziksel yapıya sahip bir şehir yok. Başka bir Venedik yok. Çok düz oldu değil mi? 😊 Ama öyle. Tamamı sular içinde böyle bir şehir yok. Amsterdam demeyin şimdi. Amsterdam için kuzeyin Venedik’i derler, bu doğru lakin bir kısımları su içindeyse, kalan kısımlar normal bir şehir gibidir. Bu söylediğim şey tamamen fiziksel yapısıyla alakalı şehirlerin. Yani İstanbul gibidir. Yani her yer gibidir. Siz Venedik’e, böyle bir şehirde insanlar nasıl yaşar görmek için, İtalyan mutfağını az da olsa keşfetmek için GİTMELİSİNİZ. Yani İtalya’da bir şehir görme hakkınız var ise, orası Venedik olmalı.



KARAR verdiyseniz gitmeye, İlk olarak ne yapmalısınız? Nasıl gidilir?İstanbul’dan doğrudan IST-Venedik uçuşu var Atlas global ve TK gidiyor. Ama siz hemen bir skyscanner ve turna.com açıyorsunuz ve oradan bakıyorsunuz biletlere. Genelde doğrudan uçuş pahalıdır. Ama başka bir İtalya şehri ziyaret etmeyeceksiniz ve yalnızca 2-3 günlüğüne gidiyorsanız mantıklı olan bu yol bence. İstanbul-Venedik yapmalısınız. Ha ama Milano’ya ya da Roma’ya çok ucuz bilet bulursanız oradan Venedik’e trenle geçebilirsiniz ama bu trenin 50Eur’ya yakın bir fiyatı olduğunu unutmayın. Bu Roma veya Milano biletinin hakikaten dehşet ucuz bir bilet olmalı ki ancak öyle mantıklı bir hareket olsun başka bir şehirden Venedik’e geçmek. Roma’dan ya da Milano’dan ya da Bologna’dan 2-3 saatte Venedik’e geçeceğinizi de unutmayın bu arada😊 Vakit nakittir. Milano Venedik arası biletı 19 EUR’dur şuanda (2018 Mart güncel bilgisi)Bence doğrudan İstanbul-Venedik olarak alın biletinizi. Ya da Milano- Venedik yapın, Roma hiç olmasın😊 Milano’dan gidin dememin sebebi yolculuğun 2,5 saat kadar olması. Roma’dan giderseniz 3,5 saat kadar sürebilir. Roma’yı da görmüş oluruz, Roma’dan geçelim demeyin. Roma’da 4-5 gün kalmayacaksanız, 1 gün için gidilmez. Bir de trene bir sürü para verip verip gideceksiniz Venedik’e. Dolayısıyla ‘’direct flight ‘’ candır. Yok ben başka şehir de göreceğim derseniz, tren biletlerini gitmeden, Trenitalia’nın websitesinden alabilirsiniz, ya da istasyona gitmeniz yeterli. Bizim zamanımızda 20-30 EUR gibiydi bu rakam, şimdi biraz daha pahalı olduğunu biliyorum. Trenitalia için şuraya tık tık : http://www.trenitalia.com/tcom-en


VENEDİĞE turla mı gitmeliyim kendim mi gitmeliyim?


Bana sorarsanız, tura falan gerek yok, buradan binip 2 saat sonra ineceğiniz yer, nüfusu yüz bin bile değil, internet bilgi dolu, gitmeden okuyun araştırın, benim gibi yazan insanların tecrübelerinden yararlanın, cesaretinizi toplayın ve gidin. ‘’E bizim İngilizcemiz yok nasıl gideceğiz’’ dediğinizi duyar gibiyim. Uluslararası bir toplantıya konuşmacı olarak katılmıyorsunuz nihayetinde 😊Altı üstü sokaklarda gezeceksiniz, kim sizden İngilizce parçalamanızı istiyor ki? İstemezseniz kimseyle diyalog kurmak zorunda değilsiniz. Turist olun biraz canım😊 Bana güvenin, otelde bile, konuşmaya ihtiyacınız yok. Karadağ’da lobide çalışan adamın İngilizcesi yoktu, biraz o adamın cesaretinden lazım hepimize 😊 Ne gülmüştüm😊 ‘’Body language is the same around the world yhaaaa😊 😊 Vücut dilinizi kullanırsınız, gerek olursa. Şansen benim IELTS 6.5 derecesinde speakingim var, işim gereği zaten tamamen İngilizce hayatım, ben bile I go, yu go, he go diyorum bazen 😊 Hepinizin özgüvenini öpüyorum kocaman kocaman 😊


Venedik içinde ulaşım nasıldır?



Dediğim gibi zaten büyük bir kısmı yürüyerek gezmelisiniz, taksiler çok pahalıdır, buna gerek yok onun yerine vapuretto kullanmalısınız, iett otobüsü gibi düşünün vapurettoları, herkes biner, 1-2 EUR civarındadır, otobüs ile aynı ücrettir yani. Şuanda 5-6 Eur olmuş olabilir, bu benim zamanımda idi. Malum ben de 2012 de oralarda idim😊 Venedik’teki Marco Polo Havalimanı, merkeze 15-20 dakikalık bir mesafededir. Ben tren ile Bologna’dan gittiğim için bu opsiyonu kullanmadım, yine taksi ve otobüs alternatifleri var şehir içine gelmek için ama taksi tercih etmeyin, İtalya’da taksiler pahalıdır. Venedik’e giderken çok fiyat farketmiyorsa biletinizi Marco Poloya almaya çalışın diğer havalimanı daha uzakta çünkü.Genelde ulaşım deniz taşıtlarıyla sağlanır, aslında gondollar başta gelen taşıtlar ama artık tamamen turistik bir hal almışlar, yani bir yerden bir yere gitmek için kullanılabilecek bütçede değiller, siz de herkes gibi romantizm yapmak için kullanacaksınız onları😊 Hızlı motorlar ve vaporettolar da bulunuyor, siz hızlı motoru da atın bir kenara, normal ulaşım aracı olarak en uygun olan taşıt vaporettolardır. Halk da turistler de bunları sıkça kullanıyor. Vaporettolarla kolaylıkla gezebilirsiniz, zaten unutmayın çoğunlukla yürüyeceksiniz, bir sürü köprü ve kanal üzerinden geçerek yürüyeceksiniz, yürümeden Venedik’i keşfedemezsiniz. Adım adım, karış karış yürüyüp dünyanın en dar sokaklarından geçeceksiniz. İki kişinin yan yan geçemeyeceği sokaklardan, caddelerden yürüyeceksiniz.



Yeme- İçme; Bu konuda söyleyeceklerim sadece Venedik için geçerli değil, genel olarak tüm İtalya için düşünebilirsiniz. İtalyanlar espresso içmeden güne başlamaz. Bizim türk kahvesi fincanı gibi, fincanların dibinde zehir gibi espresso içerler ve öyle uyanırlar. Katiyen benlik değil. Her yerde satılır. Benim zamanımda 1€ idi bu espresso’lar. Off ne çirkin ağır bir şey. Hiç benimseyemedim. Tabi ki yanına kruvasan yiyebilirsiniz. Kruvasan, İtalyanların kahvaltılarında tercih ettikleri, oldukça lezzetli bir şey malumunuz. Bruschetta (ekmek üzerinde sarımsak ve zeytinyağı bulunur) hemen hemen her yerde görebilirsiniz. Tadabilirsiniz. Bazı yerlerde, farklı farklı sebzeleri içeren Bruschetta’lar da görebilirsiniz. Şanslıyım ki , İtalyanlar da Zeytin ve zeytin yağını çok severler, tıpkı bizim ülkemiz gibi, özellikle Toscana bölgelerinde olmakla birlikte ülkenin her yerinde zeytin ağaçları bulunur. Tabi ki İtalya denince bir milyon çeşit peynirden bahsetmeme gerek yok diye düşünüyorum. Bu peynirlerle (parmesan gibi) bin bir çeşitli, deniz mahsullü makarnaları söylemeden geçemem. Yine bir milyon çeşit makarnaları vardır. Birbirinden lezzetli soslarla yerken aklınız çıkabilir. Bugün hala bir çeşit makarna olan, sebzeli ve etli olmak üzre iki çeşidi bulunan tortelliniyi zevkle alır yerim😊 Yine bir çeşit makarna olan Orijinal adı “Lasagna”yı İtalya’da bulabilirsiniz. Yazarken nasıl canım çekti bir bilseniz. Veeee Risotto..İtalyan pilavı. Deniz mahsullü olanı hakikaten güzel. Sulu sulu vıcık vıcık pirinçler, deniz mahsulünün içinde. Lapa yapılmış pilav gibi 😊 Benim favorim ve dünyanın her yerinde tereddütsüz yediğim, aradığım ve hepimizin yakından bildiği Pizzalar!!! Anavatanı Napoli’dir. Fakir insanların ekmeklerinin üzerine domates sosu dökerek başlattığı pizza kültürü, şu anda bildiğimiz gibi bütün dünyanın en sevilen ve tercih edilen lezzetlerindendir. Pizzeria adını alan pizzacılar ve Pizza Casa’lar doludur bütün İtalya boyunca. Adım başı bulabilirsiniz. Bir de İtalyan tatlısı vereyim size. Tabi ki zaten bildiğiniz: Tiramisu. Yemeden dönmezsiniz herhalde. Zira buralarda yediğimiz şey tiramisu değil. Yine de aklınızın bir tarafına not edin, İtalyanlar da deniz mahsullerini çok sever ve yerler. Karadağ yazımda deniz mahsulleri ile ilgili ne varsa iki katı diye düşünün 😊 Aklıma en başta gelen ve en sona sakladığım, Roma dondurması, yani İtalyanca ‘’Gelato’’. Bunu da mutlaka tadarsınız diye düşünüyorum😊 Bir Fransız şarapları kadar olmasa da İtalyan şarapları ünlüdür. Oldukça kaliteli şarapları uygun fiyatlara içebilirsiniz. Toscana şaraplarının ev sahibi olan bir ülkeden bahsediyoruz. Ben uzun süre kaldığım için birçok şarabı denemeye fırsatım olmuştu. Özellikle şudur budur demem, benim her daim favorim ‘cabernet sauvignon’ dur. Ama bunu şu anda farkettim ve artık seçiyorum. İtalya’da iken öyle değildi. Ne bulsak içiyorduk😊 Marketlerde genellikle 1 şişe şarap 3-5€ idi benim zamanımda. Alıp sokaklarda içebilirsiniz, kimse bir şey demez😊 Hey gidi ne güzel günler idi. Bu arada sokaklarda içen şarapçılardan değildik😊 Sokakta için derken ; Yani mesela Roma’da İspanyol merdivenlerine oturup, şehri izleyip şarabınızı yudumlayabilirsiniz. Ya da Floransa’da, ya da Verona’da, ya da Venedik’te ya da nerede isterseniz. Kimse sizi rahatsız etmez İtalya’da. Bu arada İtalya’da su bedava diyebiliriz. Ülkede çok çeşme vardır. Oralardan içebilirsiniz. Zaten su almak bir ihtisas alanı olmuştu benim için. Normal su bulmak oldukça zor idi:S Yeme- içme kısmı yaz yaz bitmez.’’Eat, pray, love’’ filminin İtalya’da geçmiş olması tesadüf değildir. Ben 47-48 kilo gidip, 59 olarak dönmüştüm😊



Venedik’te kalacak yer;


Biz Venedik’te kalmadık. Ben Bologna’da öğrenciydim, bu yüzden birçok kez Venedik’i görme şansım oldu. Bologna’dan yanlıi hatırlamıyorsam-2-3 saatte gidip geliyorduk Venedik’te. Bu yüzden de kalma ihtiyacı duymadık😊 Ama size kalacak yer lazım tabii😊

San Marco meydanına yürüme mesafesinde yakın olan yerleri tercih etmenizi öneririm. 3 yıldızlı otelleri tercih edin, 2 de olur. Onlar bile pahalı işin doğrusu ama Venedik neticede. Evet normal bir Avrupa şehrinden daha pahalıdır. San Marco’yu merkez alıp otel tercihinde bulunursanız vaporettoya, tren istasyonuna yakın olursunuz. Buda size inanılmaz bir kolaylık sağlar. Başka yerlerde de kalacak oteller bulabilirsiniz, ama size kısıtlı olan zamanınızda her yeri gezip görme imkanını tanıyan şey merkezdeki otelinizdir. Bu yüzden de biraz daha fazla ödeyip merkezde kalırsanız, Venedik’i dilediğiniz gibi keşfetmiş olursunuz. Geceliği 2 kişi 150 Eur altında otel bulmanız biraz zordur bilginiz olsun.


Kalabalık gidiyorsanız , 3-4 kişi falan ya da çocuk varsa bırakın oteli falan, ev tutun, daha uygun ve konforlu olur sizin için. Ama tabi malum bu evlerde internet hizmeti ek ücrete tabidir.


Yapmadan Dönmeyin !


*San Marco meydanı dünyanın en güzel meydanlarından biri olarak kabul edilir. Haberlerde gördüğünüz ‘’Venedik’i su bastı’’ haberlerine ev sahipliği yapan yerde tam olarak bu meydandır çünkü Venedik’in en alçak noktasıdır. Ekim ve mart aylarında su altında kalıyor genelde bu meydan. *Dünyanın en dar sokakları bu şehirde bulunur, bu sokakları görmeden gelmeyin, yağmur yağınca iyi bile oluyor o dar sokaklarda gezmek 😊 *Birçok binanın özellikle çok eski olanların ana kapıları kanallara açılır, yani bir adım atsanız suya düşersiniz. Çok hayret etmiştim. Bunun nedeni daha önce tek ulaşımın deniz yoluyla olmasındanmış. Yaşlı bir teyzenin üniversiteden çıkıp evine kadar gitmesini izleyip hayret edip, bu şehirde yaşayan yerlilerin olduğuna karar vermiştim o gün. (yerli de sanki yeni madagascar yerlilerinden bahseder gibi oldu ama anlayın işte bildiğin orda yaşayan vatandaş)*Venedik’in güzel manzarasını izlemek için çan kulelerine mutlaka çıkın. Çan kulelerine asansör ile çıkılabiliyor. **Dükler sarayını görmelisiniz. Gotik tarzda biz saraydır, yıllarca Venedik doçlarına ev sahipliği yapan oldukça gösterişli bir yapıdır. **San Marco meydanında bulunan San Marco bazilikası Venedik’in en ünlü kilisesidir. Altınların kilisesi olarak da bilinir, içinde de bazilika kısmında da altın yaldızlı Bizans mozaikleri ve altın heykelleri bulunur. Bu bazilikaya giriş ücretsizdir ama en üst katına çıkıp şehri izlemek ücretlidir, bileti internetten alıp hızlı geçiş yapabilirsiniz yok almazsanız sıraya girersiniz ki aşırı sıra oluyor, bazen 2-3-5 saat bekleyenler oluyor. İçeride tabi ki fotoğraf video çekmek yasak. Bu bin yıllık bazilika Bizans mimarisine bir örnektir ve İstanbul’daki Ayasofya örnek alınarak tasarlanmıştır. Bazilikanın önünde bulunan 4 at heykeli bulunmaktadır. Onlara gittiğinizde iyi bakın, onlar bizim 😊 bunlar asıllarının birebir kopyası, bu atların asılları da içeride bulunuyor. Bu atlar yüzyıllar boyu uygarlıklar arasında paylaşılamamış atlar. 1200’lü yıllarda haçlı seferlerinde Venedikliler İstanbul’u işgal ve talan ettiklerinde bir çok değerli eserler ile bu atları alıp Venedik’e getirmişler. 500-600 yıl kadar Venedik’te kalmışlar ve daha sonra Napolyon Venedik’i işgal edince buradan da alınıp, Napolyon tarafından Fransa’ya götürülmüş. Napolyon tahtan düşürülünce tekrar Venedik’e teslim edilmiş. İçeriye açık saçık, bavulla vs giremiyorsunuz, boşa sırada beklemeyin o şekilde bir şal edinin ve öyle girin, bu durum Venedik kiliseleri için de İtalya’da bulunan tüm kiliseler için geçerli, etrafta şal satan insanlar var 5-10 EUR’ya, onlardan almak durumunda kalmayın. Hazırlıklı gidin. (şuanda en az 20 Eur’dur) http://www.basilicasanmarco.it/?lang=enMüzelere bayılıyorsanız; Museum pass alın, Türkiye’deki gibi işte, 40-50 EUR alın ve tüm müzelere, saraylara, kiliselere girin, ama 3-5 gün değilse tatiliniz ya da benim gibi tabiatı ve insanları keşfetmeyi seviyorsanız, gerek yok almayın. **Gondola binmeden dönmeyin. Bizim zamanımızda yarım saati 50 eur idi, şimdilerde 80 olduğunu duyuyorum. En fazla 6 kişi biniliyor, ama siz sevgilinizle bineceksiniz, yani biraz maliyetli, bence binmeden dönmeyin, Venedik’i Venedik yapan romantizmin bir parçası bu, ve gün batımı saatinde binin 😊 Pazarlık yapmaya çalışın ama çok şans tanımıyorlar. Gondolların hepsinin siyah olması da tesadüf değil, şehrin görüntüsünü ve uyumunu bozmamak için öyle imiş, hiç renk yok. * Venedik’in en güzel köprüsü olan Rialto (Ponte di Rialto) köprüsüne gidin, bu köprü San Marco ile San Poloyu birbirine bağlar ve güzel bir alışveriş alanıdır. Rialto köprüsü üzerindeki dükkanlarda turistik amaçlı satılan mücevherler, ipekler, maskeler, hediyelik eşyalar ve cam ürünleri satılır. Köprüde hem muhteşem kanal manzarasını seyrederek hem de Venedik’e has hediyelikleri satın alabilirsiniz. Tabi ki pahalıdır😊Gondola, Rialto köprüsünün oradan binebilirsiniz. Kime sorsanız Rialto diye size orayı tarif eder, ayrıca San Marco, Venedik’in meydanı yani kalbidir, nasıl gezerseniz gezin hep oraya çıkarsınız. Sadece Rialto köprüsü olarak değil, Büyük kanalın üzerinde 4 tane büyük köprü bulunur diğer küçüklerden farklı olarak, işte bu büyük köprüler efsanevi fotoğrafların çekildiği yerlerdir. Ee işte siz de malum Venedik fotoğrafları için buraları görmelisiniz. Şaka bir yana, Venedik bu köprülerden bir harika görünür.*Aziz Mark’ın Çan kulesini görmelisiniz. 99 metre yükseklikte Venedik’in simge yapılarından biridir. San Marco meydanında bulunur. Seyir terasına çıkmalısınız ve muhteşem Venedik manzarasına merhaba demelisiniz. Kule üzerinden tüm şehir görünmesine rağmen tek bir kanal bile gözükmez, bu da kule ile ilgili ilginç bilgilerden biridir.*Burano Adası, Venedik’te yer alan ünlü bir adadır. Küçük, parlak evleri ile dikkat çeken bu adanın bu kadar renkli olmasının nedeni olarak eski zamanlarda denizcilerin evlerini ayırt edebilmeleri gösterilmektedir. Günümüzde renkler bu amaçla kullanılmasa da aynı atmosferi yansıtmak için evler hala rengarenk boyanmaktadır.


Buraya gidebilmek için: Burano Adası’nı gezmek yaklaşık bir saat sürer. Feribot iskelesine vardıktan sonra Via Baldassare Galuppi’ye çıkıp bu güzergahı takip edebilirsiniz. Burano Adası’na St. Lucia tren istasyonundan da gidebilirsiniz. Kimse sorsanız söylerler😊 *Riva degli Schiavoni görmelisiniz. Venedik’te Castello’nun güney kıyısını oluşturan rıhtım. İsmini, Dalmaçya’lı tüccarlardan alır, uzun ve kavisli olan bu rıhtım geçmişte olduğu gibi günümüzde de şehrin en hareketli yerlerden biri. Rıhtımın San Marco tarafındaki kısmı alışveriş yapanlar, gezenler ve deniz otobüslerine binip inenler ile her zaman kalabalıktır. *Mümkün olabiliyorsa Venedik karnavalına katılmalısınız. Ben katılmadım, hakkında okuduklarım, her yıl haberlerde gördüklerim bir de İtalyanların keyifli mutlu eğlenceli insanlar olduğunu düşününce, mutlaka katılınılması gerektiğini düşünüyorum. Ha ben bir daha Venedik’e gidecek miyim? Evet sevgilimle gideceğim, çünkü o gitmemiş, ve tam da karnaval zamanı gideceğim 😊Karnaval 40 gün süren, aslında baharı kutlamak için yapılan bir karnaval ve tarihi de 1268 yılına dayanıyor. Hala da devam ediyor. Düşünsenize Venedik’te bir saraya gidiyorsunuz sofistike bir kıyafet ile. Bu kıyafetleri, tren istasyonundan başlamak üzere her yerde görebilirsiniz. Küçük, güzel butik dükkanlar var ve elbiseler maskeler ve daha birçok turistik eşya satıyorlar ve kiralıyorlar. Ben bir maske almıştım ve iyi ki almışım😊 *İlginç bir bilgi olarak; Venedik’te evler ahşap kalaslar üzerine kurulmuş, bunun nedeni ise ahşabın suda çürümek yerine daha da sağlamlaşmasıymış. Zamanla toprağın altına gömülüp daha da sağlamlaşıyormuş bana çok ilginç gelmişti, sanırım bildiğimiz ahşap değil bunlar😊 Son olarak;*İtalya dünya haritasında tam olarak topuklu bir çizme gibi durur, bu yüzden insanlar çizme dediğinde siz anlayın hangi ülke olduğunu. Aynı şekilde Küba’ya da yeşil timsah derler. Haritada timsaha benzer Küba’da. İtalya da Türkiye’den 1 saat geridedir. Güzel yerler kayıp şehir Atlantis gibi olacak sanırım ☹ Venedik de sulara gömülecekmiş deniliyor, şehrin içindeki yamuk kulelere binalara ve köprülere bakılırsa doğruymuş gibi duruyor. Gerçi İtalya’daki tüm kuleler yamuk ama😊 Şaka bir yana, Venedik’in de sular altında kalacağı, her yıl belli bir oranda çöktüğü kabul ediliyor. Sanıyorum 2850 yılında Venedik olmayacak. Bizi pek de ilgilendirmiyor yani😊 Siz iyisi mi Avrupa’daki bir yer görme kontenjanınızı tereddütsüz Venedik’e ayırın. Song yazmıştı dersiniz. Emin olun orada bol bol aklınıza geleceğim. Sevgiler😊


Beni takip edin :) bigezipdoncem

0 görüntüleme

©2018 by Bigezipdoncem. Proudly created with Wix.com

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now