• bigezipdoncem

Küba : Dünya'nın en merak edilen ülkelerinden birine yolculuk!

Karayip incisi, çoook uzak rota, devrimin, direnişin, müziğin, dansın, mojitonun, puronun ve bu zamana kadar gördüğüm en mutlu insanların ülkesi..

Birçok insan gibi benim de Küba seyahati ‘’ölmeden önce yapılacaklar listemde’’ bulunuyordu. Gittim, gördüm ve yazıyorum. Genel itibariyle aşağıdaki başlıkların içini doldurmayı planlıyorum. Hayatında benim gibi 1 kere Küba’yı görmek isteyenlere kolaylık sağlayacak bir yazı yazmayı temenni ediyorum. Zira bu ülkeyi hakkıyla gezmek, anlamak oldukça önemli. Hem zamanınızı hem de kaynaklarınızı optimum kullanma konusunda, bu yazının size yardımcı olacağına eminim. Umarım tüm sorularınızın cevap bulabildiği bir rehber olur. Bulamazsanız da soru sorma hakkınız bakidir. ·


Küba nerededir?·

Küba’ya başlangıç·

Küba yoksul mu? ·

Devrimden önce -Devrimden sonra

Küba füze krizi * Çok kısaca Fidel Castro·

Benim gözlemlediğim kadarıyla Küba’da Para konusu·

Küba’ya Turla mı Gitmeliyim Yoksa kendim mi planlamalıyım?·

Küba Vize istiyor mu?· Küba’ya ulaşım-uçak bileti ·

Küba’da şehirler arası ulaşım ve şehir içi ulaşım·

Küba’da yeme-içme· Küba’da konaklama·

Küba’da gezilecek yerler ·

Küba'ya zaman gidilmelidir?·

Küba’da Eğlence – Gece Hayatı ve Alışveriş·

Dünyaca ünlü HAVANA CLUB/CAFE – Buena Vista Social Club Konseri ·

Küba’da kaç gün kalınmalı?·

Küba seyahati ne kadara mal oldu?·

Son olarak yanınıza almanız gerekenler ve benim önerilerimKüba nerededir?




Bu soruya cevap vermeyeceğim. Zira nerede olduğunu bilmeden yaşıyorsanız, gerçekten Küba’yı merak ediyor olamazsınız, o yüzden bu kısmı bir sır olarak tutup, geçiyorum 😊 Şaka tabi ki, işinize pek yaramayacak bu bilgiyi de paylaşayım. Karayipler’de bulunan bir ada ülkesidir, Meksika körfezinin hemen girişinde, Amerika’nın hemen altında, Bahamalar’a, Jamaika’ya bir kulaç uzaklıkta bulunur. O kadar uzak yani. Bu fikir bile beni çılgınlar gibi heyecanlandırmaya yetiyor. Küba’ya başlangıç Küba son yıllarda dünyanın akın ettiği oldukça çekici, bol sürprizli, turistik, herkesin zihninde bir yeri olan, birçok insana göre hayaller ülkesi, çok eski zamanlarda günah ülkesi, birçoklarına göre sosyal devletin yeryüzünde kalan son kalesi olduğu düşünülen egzotik bir ülke. Ne kadar zor bir tanım oldu😊 Büyük bir kesim başkent Havana’dan ve Havana Club’tan başka bir şey bilmez, Küba hakkında. Havana Club’ı ise, romdan ibaret sananlar bile vardır aramızda😊 Ama olsun, şimdi kahvenizi alın ve benimle İstanbul’dan 9774,46 km uzaklıkta bulunan bu muhteşem ülkeye doğru yolculuğa çıkın. Elbette ki kemerlerinizi bağlayın, zira 14 saati bulabilen ve tamamına yakını Kuzey Atlantik okyanusu üzerinde olacak bu yolculukta, türbülans ile karşılaşmanız sürpriz olmaz. Tabi ki Küba’yı anlamak (bu bütün ülkeler için geçerli aslında) sadece 1 haftalık seyahat ile mümkün olmaz. Tarihini, kültürünü, yaşanmışlıklarını bilmek gerekir. Burada Küba tarihini uzun uzadıya anlatmak istemiyorum, ancak ufak tefek bazı noktalara değinmek istiyorum. Bu kısmı merak edenler içindir, buraları atlayabilirsiniz😊Su götürmez bir gerçek ki; Herhangi bir Karayip ülkesine değil de Küba’ya seyahat edilmesinin en önemli sebebi Fidel & Che efsanesi, Küba’daki komünist düzen, Amerika’ya karşı verilen mücadele, kazanılan zafer, Amerikan ambargosu ve bunun yarattığı diğer ülkelerden farklı olma durumu, belki üstünlüğü ve egzotizmi. Bana sorarsanız Küba ne anlatıldığı kadar rüyalar ülkesi ne de bazılarının yere vurduğu kadar yokluk ülkesi.Yoksulluk demişken, bu kısmı kesinlikle açmalıyım, çünkü orada bulunduğumuz her an bunu sorgulayıp durdum, ‘’fakir mi şimdi bunlar, fakirlik ne acaba’’ diye.Küba yoksul mu? Bu sorunun öncelikle kendi içinde açıklamasının yapılması gerekiyor. Kapitalizme göre bugünkü anlamda; Yoksulluktan kasıt binlerce çeşit markaların ürünlerinin bulunmaması, binlerce çeşit alışveriş merkezinin olmaması, metronun olmaması, milyonlarca çeşit restoranın, kafenin olmaması, evlerde internetin olmaması, çok uluslu ilaç üreticilerin ilaçlarının ülkede bulunmaması, trafikte neredeyse yeni arabaların bulunmaması, binaların yıkık dökük olması, okullardaki sıraların bile kırık olması, hatta hastanelerin bile çok eski olması, çok otelin bulunmaması, yani her şeyden 1, bilemediniz 2 çeşit olması, doktorun 30$ maaş alması, istediğiniz zaman markete gidip su almaya çalışırken ‘’ su kalmadı’’ yanıtı almanız ise; evet Küba çok yoksul. Bu bilgileri buraya bırakıp devam ediyorum. Kim yoksuldur mesela, şu kavramı bir açalım; UNESCO’ ya göre, ev kirası, yiyecek, içecek, giyecek, ilaç, yakacak gibi zorunlu ihtiyaçları karşılayamama durumuna ‘’yoksulluk’’ deniyor. Bu tanıma göre Küba’yı değerlendirirsek, Küba’ da insanların içinde barınabilecekleri bir evleri var. En basit tanımıyla, insanlar sokakta yaşamıyor. Biz sokakta yatan insan görmedik. Sokakta çocuk görmedik ki biz beyhude dolaştık geceler ve günlerce 6 tane şehirde. Hiç mi görmez insan, evet hiç görmedik. Devlet her ay gıda ihtiyaçlarının %40’nı karşılayan bir karne dağıtıyor, eğitim ve sağlık hizmeti zaten ücretsiz, hava da yılın 12 ayı güneş, yakacak derdi yok, ah şu şanslı adalılar😊 Temel ihtiyaçlar devlet tarafından karşılanabiliyor, müzik, sanat, tiyatrolar, konserler anayasal hak kabul ediliyor, sanatsal etkinlikler ya bedava ya da sudan ucuz. Biz bile 2 defa konser alanına girdik Havana’da. Kimse ‘’çıkın gidin’’ demedi. Ülkemizde yoksulluk kriteri olan et yeme olayını da sorduk oradaki rehberimize. Rehberimiz 10 yıldır Küba’da yaşayan ve eşi Kübalı olan biri. Haftanın en az 6 günü et yendiğini söyledi. Aksi taktirde Kübalılar yemeği beğenmezmiş, etsiz yemek mi olurmuş. Şimdi bunları bir kenara koyunca, yoksulluk kavramı nasıl bir şey oluyor kafalarda. Bizim ülkemizde ayda bir et yiyen insanlar bile var, konsere, tiyatroya, sinemaya gitmek hep lüks 😊Bu veriler ile Küba’yla Türkiye’yi kıyaslayınca biraz cevapsız kalıyorum. Küba harikalar ülkesi naraları atacak değilim ama bu konularda ciddi anlamda kafamın karıştığı aşikar. Bu soru işaretini de buraya bırakıyorum emin olduğum bir şeyi söylüyorum. Kısacası Küba’yı kapitalist sistemin şartlarına göre değerlendirmemelisiniz. Kapitalizm olarak tanımlanan günümüz dünya sistemine göre değerlendirirseniz; Açık ve net Küba’lılar hayati şeylere sahipler ama iyi durumda da değiller. İmkanlar oldukça kısıtlı, hatta aşırı kısıtlı. Bildiğiniz dünya görmüyorlar. Evleri bakımsız, birçok insan farklı yollardan para kazanmanın peşinde ve bu konudaki en büyük kaynakları turist. Kendi para birimleri inanılmaz değersiz. Bazı evlerde sıcak su bile yok mesela. Ev eşyaları 100 yıllık. Herkes ek iş yapayım diye koşuşturuyor. Sokaklarda internet kartları satmaya çalışanlardan tutun da, kendi yaptığı hediyelikleri satanlara kadar herkesin ek para kazanma derdi var.




Devrimden önce -Devrimden sonra Devrimden önceki dönem ve devrimden sonraki dönem diye bir kırılma noktası var. Hatta bir de Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra ayrı bir kırılma noktası var. Sanki devrimden sonra fakirleşmişler gibi bir algı var tüm insanlarda. Öyle bir durum yok. Benim kendi yorumumla devrimden önce Küba; Amerika’nın kuklası, kumarını, mafyasını ve aklınıza gelecek birçok işini yürüttüğü bir arka bahçeymiş. Devrimden sonra Amerikan yönetimi bitmiş ve tabi Amerika’nın sağladığı kaynaklarda. Bir nevi izole edilmişler. Devrimden önce Küba Kuzey yarım Kürede kişi başına gelirin en yüksek olduğu 5.ülkeymiş. 1920’lerde Amerika’da içkinin yasak olduğu yıllarda, Amerika’nın günahlar ülkesiymiş Küba. Milyonlarca turistin (özellikle Amerika’lıların) ziyaret ettiği, eğlendiği, kumar oynadığı, genelevlerde partiler yaptığı, mafyalaştığı bir yermiş. Oluk oluk akan paradan zenginlik eşit dağılmıyormuş, Amerikan sistem yanlısı yandaş Kübalıların cepleri doluyormuş. Zaten devrime giden yolun taşlarını da, Batista’ya duyulan nefret (Küba’nın ABD yanlısı başkanı) ve toplumsal eşitsizlik oluşturmuş. Yani devrimden önce Amerikalılar tarafından inşa edilen ve şekillenen bir Küba görülüyor. Havana’da mini Amerika’yı, Fifth Avenue’da rahatlıkla görebilirsiniz. Bildiğiniz Amerikan mimarisinde sokaklar ve evler, binalar, konsolosluklar bulunur bu bölgede. Trafik ışıklarının mantığı bile Amerikan mantığı. Pek tabi yüksek binalar (genelde otel) alt geçitler tüneller de yapılmış. Devrim gerçekleştikten sonra (1959’da) yepyeni bir Küba ortaya çıkmış. Deyim yerindeyse, Amerika su bile vermemiş Küba’ya. Ama o süreçlerde farklı siyasi ilişkiler ve ittifaklar gelişmiş. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile oldukça yakınlaşmış Küba. Castro da zaten,1 Mayıs 1961'de Küba'yı “Sosyalist Cumhuriyet” ilan etmiştir. Rusya’nın ciddi desteğiyle yeni rejimi de rahatlıkla koruyabilmiş. Rusya ile ABD’nin ezeli ve ebedi düşman olduğunun gerçeği dünyanın her döneminde hep aynı kalmıştır. Birçoğumuz bilmez tarihi, ancak Küba füze krizi tarihin sayfalarında yerini almış korkunç bir olaydır, dünya ülkeleri açışından. Bunu kısaca özetlemek istiyorum, çünkü trajikomik olarak pazarlık konusu yine ülkemiz olmuştur.





Küba füze krizi: Ekim 1962’de dönemin iki süper gücü karşı karşıya kalmıştır. Rusya ile ABD. Bu iki süper güç birbirlerinin sınırlarına nükleer başlıklı füze yerleştirerek aleni bir şekilde birbirlerini tehdit etmişlerdir. Elbette ki bu sürecin temelinde Küba’daki rejime darbe yapmak ve Fidel Castro’yu ortadan kaldırmak yatıyor. Aslında onun da temelinde ABD-Rusya sorunları yatıyor. O dönemde ABD’nin ülkemizde füzeleri bulunmaktaydı, Dönemin SSCB başkanı Nikita Khrushchev 27 Ekim 1962’de Kennedy’e mektup göndermiş ve füzelerin sökülmesini istemiştir. ‘’Ne alakası var arkadaşım, Türkiye’de Amerika’nın füzesi mi varmış?‘’ demeyin. Adamlar olası bir durumda Rusya’yı bombalamak için ülkemize füze yerleştirmişler. 1961'de yerleştirilmiştir (halkın haberi bile yokmuş, 40 yıl sonra öğrenmişiz biz bu durumu) ve Küba'nın işgal edilmeyeceğine dair güvence vermelerini istemiştir. Bu hallerde Türkiye’nin toprak bütünlüğüne ve bağımsızlığına saygı göstereceğini, içişlerine karışmayacağını ve işgal etmeyeceğini belirtmiştir. Başkan Kennedy ise aynı gün mektuba cevap vermiş ve Küba’daki Rus füzeleri söküldüğü takdirde Küba’ya karşı uygulanan ablukaya son verileceğini ve Küba’yı işgal etmeyeceği güvencesini verebileceğini belirtmiştir ancak Türkiye’deki füzelerin sökülmesi konusunda kesin bir güvence vermemiştir.28 Ekim 1962 tarihli NATO Konseyi toplantısında ABD Küba’yı işgal hareketine girişirse Türkiye’nin Sovyet işgaline uğrayabileceği ve NATO’nun savaşa sürüklenebileceği konusu masaya yatırılmıştır. NATO, Konseyi’ndeki bazı delegeler ABD’den Küba’yı işgal etmeme garantisi istemişler, sonra da konu yumuşamış ve kriz çözülmüştür. Bu maceralarla birlikte bilinen 600 kere (CIA tarafından) suikast düzenlenmiştir Fidel Castro’ya. Tuhaftır, başaramamışlar. Fidel Castro, Küba’daki devrimin tüm Güney Amerika’da yapılmasını istemiş, planı da buymuş ancak o dönemki dünya düzeni buna izin vermemiş. Fidel kabuğuna çekilirken, Che Guevara bu fikirden vazgeçmemiş. Belli bir süre Sanayi Bakanlığı yaptıktan sonra ülkeden ayrılmış Che. Daha sonra Bolivya’da, devrim için çalıştığı sırada yakalanmış ve kurşunlanarak öldürülmüş. Kimileri Che ile Fidel’in bir dönem sonra fikir olarak uyuşamadığını da söyler. Herkes her şey söyler, rivayetleri geçiyorum😊 Ama hiç şüphesiz aralarındaki dostluk ve fikir birliği ‘’Fidel’in gözünden Che’’ kitabında ya da Che’nin Fidel Castro’ya yazdığı mektuplarda açık bir şekilde görülmektedir.Küba, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler birliği dağıldıktan sonra daha da yalnızlaşmış ve dünya sahnesinde son kalan sosyal devlet görüntüsünü korumaya devam etmiştir. Devrim konusu oldukça uzun ve derin bir hikayedir. Okumanızı tavsiye ederim.



Çok kısaca Fidel Castro;Havana Üniversitesinden mezun bir hukuk doktorudur Fidel. Katolik kilisesinde, vaftiz olmuş olmasına rağmen kendisini Ateist olarak tanımlar. Lükse ve gösterişe düşkün biri değildir, her daim mütevazi bir hayat sürmüştür. Küba’nın her yerinde, sınıflarda, araçlarda posterleri ve fotoğraflarıyla ölümünden sonra bile yaşamaya devam etmektedir. Kübalıların yarısına yakın büyük bir kısmı ateisttir. Birçok kilise, katedral de görmek mümkün ama bildiğimiz anlamda Hristiyan değillerdir. İnandıkları şey Hristiyanlıktan daha farklı bir şeydir. Mesela Fidel Castro, yüzlerce suikastten kurtulup 90 yaşında Kasım 2016’da öldüğünde cenazesi yakılmıştır. 5 Aralık’ta resmi tören düzenlenmiştir. Aslına bakarsanız devriminden sonra ölümüne kadar 11 ABD başkanı görmüştür. Buna rağmen Küba’nın başında kalabilmesi büyük bir mucize ve başarıdır.Şimdi yavaş yavaş farklı bir konuya geçiş yapabiliriz.




Benim gözlemlediğim kadarıyla Küba’da Para konusuKübalıların bir kendi paraları var CUP : Küba PesosuBir de turist için oluşturdukları bir paraları var : CUC İnanılmaz zekice. Yani öyle Vietnam’a, Kamboçya’ya gidip adamların kendi para birimiyle kral gibi harcama yapıp gezemiyorsunuz. Bu bana çok zekice geldi. Mesela bu bahsettiğim gibi ülkelerde paranızı onların para birimine çevirirseniz zengin olursunuz 😊 Küba’da öyle bir şey yok, 1 CUC= 1 EUR gibi bir şey. Küba seyahatini Avrupa seyahati gibi düşünebilirsiniz parasal olarak. Asla ucuz değil. Mesela şöyle bir durum var, turistten gelen 1 günlük para onların 1 aylık maaşı olabiliyor. Yani gidip bir Casa’da kaldığınızda gecelik ödediğini 30 CUC resmen doktor maaşından fazla. Tabi ki bu 30 CUC’a devlet de ortak. Yani diyelim 2 tane büyükbaş hayvanınız var, öyle kafanıza göre kesemezsiniz, devlet de onay vermeli çünkü o hayvanlar aynı zamanda devletin de malı. Öyle işte beğenirseniz:) :)



Küba’ya Turla mı Gitmeliyim Yoksa kendim mi?


Ben Küba seyahati öncesi tur araştırması yaptım, oldukça fahiş fiyatlar aldım, tabi ki onlar belki iyi otellerde idi ama yine de 17-18 bin gibi rakamlar ödemek bana mantıklı gelmedi. O paraya 15 tane Avrupa ülkesi gezilir, hiç abartmıyorum. Bir de en baştan dediğim gibi, Küba’da Casalarda kalmak herkesin tercih ettiği bir çözüm. Casa konusunu, Küba’da konaklama kısmında anlatacağım. İlle de ‘’Otel isterim’’ derseniz, Küba turları sizi bekler :)Küba Vize ister mi ?Evet, Küba’ya gitmek için vize almanız gerekiyor. Küba seyahatinin vize ve seyahat sağlık sigortası kısmı hakikaten sinir bozucu bir süreç oldu. Belki anlamsız yoğunluğumdan bu kadar gerildim ama vize için 3 yerden fiyat aldım, üçü de birbirinden farklıydı. Yani şöyle Kübavize.com dan 469 TL 2 kişi vize ücreti alırken, globalvize.netten 720 TL (190 USDS) ve vizebilgi.com dan ise 560 TL fiyat aldım. Aradaki farkı anlamış değilim, zaten oldukça anlamsız bulduğum bu fahiş vize ücreti aralarındaki ilginç farktan dolayı daha da tuhaf geldi bana.Ben tabi en uygun olanını kübavize.com u tercih ettim. Arayıp whatsapp numaralarını alıp, pasaportunuzu yollamanız yeterli, aynı gün ya da bir gün sonra vizeniz geliyor. Yine de son güne bırakmayın bu işi iki hafta önce halledin.Bir de seyahat sağlık sigortası olayı var tabi: Seyahat sağlık sigortası yapmak zorunda değilsiniz. Ülke bunu zorunlu tutmuyor. Ama isterseniz 47 TL ye yaptırabilirsiniz. İki kişi için 94 TL ödedim. Allah korusun bir yerden düşüp hastaneye gitmeniz gerekse bile oldukça fahiş fiyatlara tedavi olmak durumunda kalabilirsiniz. Küba’da öyle olur mu bilmem ama asla riske atılacak bir konu değil.Bu benim kişisel kanaatim ve tercihim. Seyahat sağlık sigortasız bir yere adım atmayın :)



Küba’ya ulaşım-Uçak bileti Klm, Air France, THY ve Air Canada alternatifleriniz mevcut. Kanada transit vizesi ile dilediğiniz gibi ülkede gezebilirsiniz! Evet, yanlış duymadınız uzun aktarmanız varsa çıkıp Toronto’da gezebilirsiniz. Hem de Kanada transit vizeye ücret almıyor. Istanbul-Toronto- Havana şeklinde ulaşım sağlayabilirsiniz. Biz ise uçak biletimizi, KLM havayollarından aldık. Çünkü o uygundu:) İstanbul-Hollanda -Havana şeklinde gidiş biletimiz vardı. Dönüş biletimiz ise Havana-Paris-İstanbul şeklindeydi. Bu iki şehir üzerinden gittiğinizde de herhangi bir vize alma ihtiyacınız yok. Bu arada bizim pasaportlarımız bordo. Yeşil pasaport kullanmayı bıraktıktan sonra hayat zor oldu bana, ama idare ediyorum:) Dediğim gibi transit vize almanıza da gerek yok veya Schengeninizin de olması gerekmiyor. Öylece binip gidiyorsunuz. Sadece Küba vizenizi alıyorsunuz. Size bu kısımda tavsiyem, kesinlikle aktarma sürelerine bakmanız. Bizim aktarma süremiz o kadar güzeldi ki, bir uçaktan binip öbürünün kapısına gidene kadar süre doluyordu. Dolayısıyla aktarma süreniz 1-2 saat olsun. Çok aktarma alıp kendinizi havaalanında perişan etmeyin. Bir de dediğim gibi Canada üzerinden gidip, Toronto’da gezme olayı var. Gidiş için:İstanbul-Amterdam Arası KLM Havayolları : 3 saat 55 dakikalık bir uçuşAmsterdam-Havana Arası KLM Havayolları : 10 saat 40 dakikalık bir uçuşDönüş için ;Havana-Paris Arası Air France Havayolları ile : 9 saatlik bir uçuşParis İstanbul Arası Air France Havayolalrı ile :3 saatlik bir uçuşBu uçuşlarda beyniniz ve bedeniniz uyuşacaktır. Uçuş süresince havanın hiç kararması ve bindiğiniz günün akşamı varıyormuşşunuz gibi bir zaman bükülmesi olması da insanın bedenini hayli yoruyor. Yine de çok keyifli. Merak etmeyin, kocaman uçaklarla, inene kadar yemek, kahvaltı vs yiyerek film izleyerek ya da gökyüzünü ve okyanusu izleyerek sıkılmadan bir yolculuk geçirirsiniz. Ama beyin ve beden ister istemez uyuşur günün sonunda😊 Son alternatif oldukça pahalı zaten diğerlerine göre; THY ile İstanbul-Havana uçuşu. 13 saat 10 dakika. Süre olarak gördüğünüz gibi pek bir fark yok. Uçak biletine turna.com, skyscanner, enuygun.com, kayak.com, ucuzabilet.com gibi sitelerden bakabilirsiniz. 4-5 ay önceden biletinizi almaya çalışın.



Küba’da şehirler arası ulaşım ve şehir içi ulaşım;Şehirler arası yolculukları Viazul ile yapacaksınız (Viezül diye telaffuz ederseniz işiniz daha kolay olur, anlaşılırsınız) Taksiye binip viazul dediğinizde sizi götürürler, başka şehirler için biletinizi oradan alacaksınız. Varaderoya, Trinidad’a, Vinales’e ve başka istediğiniz tüm şehirlere Viazul ile gideceksiniz. Bana kalırsa Küba’ya gitmeden planlamanızı yapıp, başka şehirler için alacağınız biletleri de buradan alın gitmeden. Viazul’a da ne olursa olsun her zaman otobüs saatinden yarım saat önce gidin😊 ne yapacakları belli olmaz. Şehir içinde biz hep taksi kullandık. Şimdi efendim bu kısım karışık. Bildiğimiz şık güzel, son model sarı taksiler var. Klasik Amerikan otomobilleri var, onlar da taksi. Aynı zamanda cocotaxiler de var. Küçük 3 tekerlekli:) Saçma bir şekilde bunlar pahalı😊 Bir de normal bildiğimiz şehir otobüsleri var. Otobüsü unutun. Kullanmak birtakım sıkıntıları getirir, en basitinden kaybolursanız taksiye binip dönmek daha maliyetli olabilir, hemen tokatlarlar:) Bir de para üstünü kendi para türlerinden verirler. Bir yerde kullanamazsınız, pesolar size kalır. Bu da anlamsız. Yani para üstünü eritecek yer bulamayabilirsiniz. Gerek yok otobüs macerasına. Onu bir kenara koyduk😊 Taksi kullanacaksınız ama binmeden taksiciye gideceğiniz yeri söyleyip fiyat alacaksınız. Şimdi sır burada. 5 CUC derlerse 3, 3 CUC derlerse 2, 10 CUC derlerse 5, 15 CUC derlerse 5 CUC diyeceksiniz. Bu iyiliğimi unutmayın :) :) : )Biz 1 kere kazıklandık, sonra olayı çözdük tabi ki rehberimiz sayesinde. O söylemeseydi pazarlık bile yapmazdık ki benim hayatta yaptığım bir şey değil. Mesela bir mesafe için 7CUC tokatlandık, sonra o mesafeyi hem vallahi hem billahi, 3 CUC ve 2 CUC a gittik. Olacak şey değil sayın Küba meraklıları. Diğer anımız kalbimizin kırılmasıyla sonuçlandı, hala gülüyorum. Taksici 10 CUC ded. Ben yemem tabi artık, 10 günüm olmuş Küba’da neredeyse yerli gibiyim, eşime ‘’3 CUC de ‘’dedim.Taksici hiç bize cevap vermeden, gaza basıp gitti :) havada bir sıcak beynimize güneş geçmiş falan😊😊 Hemen başka bir taksici yanaştı, 5 CUC dedi 3 dedik ve biz kazandık. Zafer bizim ; HASTA LA VICTORIA SIEMPRE ! Ve son macera: Sabah, 5 CUC’a bindiğimiz taksi (25 tl ye yakın) akşam aynı mesafe için 15 CUC istedi. Tabi ki ben fırsatçılardan nefret ederim ve çılgın bir hamleyle otobüse binmeye karar verdim. Çılgın bir olay diye nitelendiriyorum, çünkü Küba’da hava kararınca el ayak çekiliyor, her yer karanlık oluyor. Kaybolsanız taksi bulmak bir mesele, akıllılık ettiğinizi zannedip başka bir fırsatçının kucağına düşüp en az 30 CUC ödeme riski ayrı bir mesele. Sonuçta bindik otobüse. Bildiğimiz tek nokta olan (sizin de merkez alabileceğiniz yerlerden biri olacaktır) ünlü Havana Libre Otele gitmeye çalıştık, bizim evimize de yakındı bu otel. Otobüse 1 CUC verdik. Şofor bize sanırım paranın yarısından fazlasını geri verdi. Varın siz düşünün parasal durumu 😊 Birde size ‘’Collectivo’’yu söyleyeyim, kötü bir şey değil o, şöyle bir şey;Bazen ‘’collectivo’’ dedikleri şeyi yapıyorlar. Mesela Trinidad da bizi plaja götür dedik. Önce anlamadık ne dediğini collectivo falan dedi sonra 2 kişi daha buldu getirdi, 5 CUC onlardan, 5 CUC bizden aldı. Böylelikle 5CUC a baya bir yol gitmiş olduk ve denize girdik:) Hoş 10 da olsa gidecektik ama bu da güzel oldu. Emre bey bize nereye ne kadara gidebileceğimizi söylemeseydi baya bir kazıklanırdık. Bu yüzden çok teşekkürler Emre sana:) Ben de size söylüyorum.



Küba’da yeme-içmeBu konuda diyebileceğim pek bir şey yok açıkçası. Kahvaltı kültürleri yok. Öncelikle bunu söyleyeyim. Kahve içip geçiştiriyorlar. Bize de kahvaltı olarak ananas, mango, papaya gibi tropik meyveler. Neyse turist için kahvaltı olayı biraz genişletilmiş yanına yumurta da veriyorlar. Yani çeşit olarak meyve, tereyağ ve yumurtadan oluşan bir kahvaltı hayal edebilirsiniz. Dediğim gibi bu sadece turist için. Kübalılar kahvaltı yapmıyor. Akşam yemeği olarak oldukça tuhaf. Biz geleneksel yemek olarak, siyah fasülyeli siyah bir pilav yedik, muz kızartması, tavuk, tatlı haşlanmış patates gibi şeyler. Ben tabi ki pizza, makarna yedim belli bir süre. Mesela pizza 2 Cuc – 5 Cuc arasında, Et yemekleri 4- 15 Cuc, Tavuk yemekleri 3 – 9 Cuc, deniz ürünleri türüne göre 6 – 13 Cuc arasında değişiyor. Bu genelde hep böyle. Su fiyatları ilginç bir şekilde her yer de farklı. 1.5 litrelik suyu 2 Cuc’a alıyorsunuz. Ama markette daha başka bir fiyat oluyor. Kaldığınız yerde zaten 2’nin altında olmuyor. Malum hemen hemen herkesin bildiği gibi Küba rom cenneti. Herkes de Havana Club’ı över ancak bize orada 10 yıl yaşayan biri olan rehberimiz, en güzel romun Santiago de Cuba olduğunu söyledi. Bacardi’yi pek tercih etmiyorlar bunun nedeni ise siyasi. Zamanında Bacardi, Batista’ya yardım etmiş, malum Batista, devrim yapıldıktan sonra kaçmış gitmiş, kimine göre Dominik’e kimine göre de Amerika’ya. Onlar da bu yüzden Bacardi’nin üzerini çizmişler😊 Old Havana tarafında şaşalı dönemlerden kalma Bacardi binasının güzelliği anlatılmaz görülür. Biz her gün Mojito içtik her yerde, her kafede rahatlıkla bulabilirsiniz, muhteşem bir lezzet bence de. Fiyatlar değişiyor. Vinales’te 3 CUC’a içtik, Lüks mekanlarda 5-6 CUC, genel olarak ise, 2-3 CUC civarında oluyor fiyatlar. Öğle yemeği kısmını atlayıp gün arası soğuk bir Mojito almaz mısınız?Anlayacağınız, alkol karşıtı bir durumunuz yoksa zaten her yerde mojito içeceksiniz 😊 Biralarını biz çok sevdik. Zaten ülkede bir iki çeşit bira var. Birisi ‘’ imported bear’’ dedikleri, Heineken Hollanda birası, diğeri de Cristal isimli yerel bira. Biz onların biralarını tercih ettik zira oldukça güzeldi. Havana Floridita’da (Nam-ı diğer Ernest Hemingway’in mekânı) Daiquiri Papa Hemingway, Vinales’de Pina Colada ya da Mojito, Trinidad’da Canchanchara içmeden dönmemelisiniz. Kahve çok ilgi alanıma girmese de Küba kahvesini sabah ve akşam olmak üzere günde 2 defa içtik, evinde kaldığımız abla bize her gün kahve yapıyor ve birlikte vatanım sensin ya da İstanbullu gelin dizilerini izliyor, vücut diliyle sohbet ediyorduk. Küba’da İngilizce bilen insan aramayın 😊 Bulamazsınız. Biraz daha kalsaydık İspanyolcayı sökmüştüm 😊 Ha Kahve diyordum; Ayrıca kapalı paketlerde satılan Cubita ve Serrano gibi kahveleri marketlerden satın alabilirsiniz. Eşe dosta götürebilirsiniz, sevenler olursa. Dediğim gibi kahve benim için bir şey ifade etmiyor.



Küba’da konaklamaEfendim burası çok mühim bir nokta. Bu sizin nasıl bir tatil istediğinize göre değişen göreceli bir durumdur. Dilerseniz otellerde, dilerseniz de halkın içine karışayım, Küba ruhunu hissedeyim iliklerime kadar, derseniz buyrun ‘’Casa Particular’’ adı verilen ve devlet kontrolündeki evlerde kalın. Casa nedir?Casa, aslında bildiğiniz evlerdir. Yani bildiğiniz Küba halkının yaşadığı evler özünde. Lokal bir hayat yaşamak istiyor ve Kübalıların günlük hayatlarını en ince ayrıntısına kadar görmek isterseniz, Casalar sizin ilk tercihiniz olmalı. Merak etmeyin. Bu casalar tamamen devlet kontrolünde, girer girmez pasaportunuzu alıp sizin devlete bildiriyorlar. Bildiğiniz otel formatı. Ben fiyattan bağımsız olarak, otel opsiyonu sanki hiç yokmuş gibi Casa Particular odaklı bir Küba seyahat düşündüm. İşte şu yukarıda tanımladığım, Küba ruhunu iliklerinde hissetmek isteyenlerdenim bende. Macera olsun istedim. Birinin evinde kalalım, Küba ruhunu yaşayalım falan diye düşündüm. İyi ki de öyle yapmışız. Bu evler anladığınız anlamda tam da ev gibi değil. Yani insanların evinde salonda kıvrılıp uyumuyorsunuz😊 Bir odanız, banyonuz oluyor, kendinize ait. İsterseniz ev sahibine, ya da evde çalışan kişiye kahvaltı hazırlamasını söyleyebiliyorsunuz ki onlar hemen soruyor. Ücreti mukabilinde tabi (fiyat 5 CUC) Otel fiyatları ne kadar derseniz; Fiyat itibariyle size fikir vermek amacıyla, Havana’daki otellerin gecelik 100 ila 400 CUC arasında değiştiğini söyleyebilirim. 5* otellerin gerçek anlamda 5* olacağını düşünmüyorum, ülke kırık dökük zaten. Bu yüzden güzel bir Casa’da kalmalısınız. Bu arada her şehirde Casa’da kalıp Varadero’da güzel bir otel de düşünebilirsiniz. Varadero, Küba’nın balayı merkezi:)

Seçim tamamen size ait. Bizim konaklama olayımıza gelince: Biz Küba’da konaklama, sağlık turizmi ve daha birçok hizmet veren bir site üzerinden işlemlerimizi yaptık. Yeşiltimsah ile bağlantı kurup kaç gün Küba’da kalacağımız söyledik, onlarda bize 13 günlük seyahatimiz için güzel bir program oluşturdular. Emre bey bize son derece güzel rehberlik edip, Türkçe olarak anlatımlarda bulunup oldukça da ilgili bir şekilde Küba seyahatimizi takip etti. Aslında kurdukları bu site çok ama çok kolay bir şekilde çalışıyor. Önce, Küba’da www.yesiltimsahkuba.com sitesinden otelleri/casaları inceliyorsunuz. İnternet üzerinden herhangi bir ödeme yapmanıza da gerek yok. Tek yapmanız gereken, siteye girip rezervasyon yapmanız. Bütçenize göre birçok seçenek de hizmetiniz de oluyor. Havuzlu evler dahi var. O derece. Hatta rehberlik hizmeti de isterseniz, direk web sitelerinden iletişime geçebilir, Küba’da transfer, rehberlik gibi birçok seyahat konusunda hizmet de alabilirsiniz. Sadece ev konusunda değil birçok konuda destek olurlar. Bizim Havana’da kaldığımız ev ve yeri gayet güzeldi. Vedado bölgesinde, Malecona (yani deniz kenarına 40 adım) Amerikan konsolosluğuna 100 metre idi. Amerikan Konsolosluğu bizim için kilit nokta idi, bu sayede kaybolmuyorduk. Veeeee....... Havana Cafe/Club’a da oldukça yakındı :) Biz çok sevdik Havana’daki Casamızı. Dediğim gibi Yeşiltimsah, sağlık turizmiyle de ilgileniyor, kaldığımız evde Ankara’dan tedavi için gelen biriyle de karşılaştık. Umarım şifa bulmuştur. Evimiz sıcak ve güzeldi, oldukça da keyifliydi.



Kübada Gezilecek yerlerHavana, Trinidad, Santa Clara, Varadero, Vinales Bu şehirleri not alın.Uzun uzun şu var bu var diye anlatmak istemiyorum. Sadece Santa Clara ile ilgili şöyle bir şey yazayım. Santa Clara : Che Guevara’nın şehri olarak bilinir, insanlar sadece bunun için bu şehire gelir. Bir de tabi Küba’nın öğrenci şehri olduğundan en renkli gece hayatı buradadır. Che’nin şehri olarak bilinmesinin sebebi 1958 yılında, Che Guevara önderliğinde 340 kişini, ilk kurşunu burada atması ve Amerika yandaşı başkan Batista’nın yaklaşık 4000 kişi olan ordusunu burada yenmesi. Elbette ki halkın desteğiyle. Santa Clara’da iki yeri görmelisiniz, Zırhlı tren müzesi (öyle çok büyük bir şey beklemeyin) bir de Che Guevara ve silah arkadaşlarının 1997’de bulunup Küba’ya getirilen anıt mezarı. Yine bu anıtta size çok büyük bir şey hayal ettirmesin. En sonda internet olan parkta biraz oturur bir mojito içer Viazul için yola koyulursunuz. 3-4 saat bile yeter tüm bu aktiviteler için. Santa Clara vardığınızda bir taksici ile anlaşın, zaten üstünüze atlıyorlar, onlara sadece Tren Bilindado ve Che ve Parke Videl deyin, onlar sizi götürür. Fiyat olarak da 4CUC deyin, fazla bile 😊 Biz Parke Videl’den Viazul’a 2 Cuc’ a gittik 😊 Kübayı sadece Havana’dan ibaret olarak görmemelisiniz. Sadece Havana’yı görüp gelmek de asla mantıklı bir karar olmaz. Küba’ya gitmişken görmeniz gereken şehirler



Havana, Varadero, Vinales,Trinidad dır. Biz bunlara ek olarak, Santa Clara, Santa Marta yı gördük. Buralara gitmeye gerek var mıydı? Bu bir tercih olayıdır. Yani şöyle, siz Küba’daki efsanevi devrimden etkileniyorsanız ve Che Guevara’ya, Fidel Castro’ya ve devrimin başladığı yerlere bir hayranlığınız var ise Santa Clara’yı görmelisiniz tabi ki. Ama çok bir şey beklemeyin. Diğer taraftan Varadero’ya gidip, bembeyaz, Rio’ya benzeyen geniş kumsallarda güneşlenip Karayiplerin tadına bakmalısınız😊 Varadero bu seyahatin deniz-güneş kısmını oluşturuyor. Diğer şehirlere göre daha pahalı olduğu ve hatta Kübalılar tarafında çooooook pahalı diye anlatılan bir yerdi, ancak bir abartıldığı gibi bir şey görmedik. E malum 2 gün kalmayla zaten pek etki etmez bütçenize.Trinidad bence Küba’nın en güzel şehri. Benim Küba’daki favori şehrim şüphesiz Trinidad; 1514’te kurulmuş, 1988’de yani ben doğduğumda, Unesco tarafından Kültür Mirası listesine alınmış. Bence tüm keyifli olay Trinidad’ta. Oldukça küçük bir yer Trinidad, rahatlıkla 3 günde bitirebilirsiniz. Tüm olay Casa dela Musica taraflarında oluyor😊 Burada merdivenlerde gün batımı saatinde oturup, güzel bir mojito veya bira içip, muhteşem müziklerini dinleyip huzurun doruklarına ulaşabilirsiniz. Hayallerinizdeki Küba olayını burada bulacaksınız buna eminim.

Tüm şehirlere; Viazul ile gideceksiniz. Havana Trinidad arası 6.5-7 Saat. https://www.viazul.com/index.phpBilet fiyatına buradan bakıp fikir edinebilirsiniz. Havana-Varadero arası : 3 Saat Havana-Trinidad arası :6,5-7 saat Havana-Vinales: 2,5 saat (bunu özel arabayla yaptık, yani bir taksi geliyor sizi alıyor, Vinales’ e götürüyor, orada gezilecek, görülecek yerleri gösteriyor, gün boyu yanınızda duruyor. Vinales için siz de özel taksi organize edebilirsiniz, zira otobüsle aynı fiyata denk geliyormuş. Fiyat konusunda bir şey diyemeyeceğim, çünkü daha önce de belirttiğim gibi, şehirler arası aktarmamızı, kaldığımız casaları ve özel taksiyle, vinales turunu, yine klasik arabayla 1 saatlik şehir turu ve gün boyu Türkçe rehberliği hizmetini (1gün sadece) , havaalanı karşılama ve havalimanı transfer kısımlarını Emre bey ile planladık.



Küba’ya ne zaman gidilmelidir?Biz Şubat ayında gittik. Akşamları serin olduğu da oldu, gayet keyifli gezdiğimiz de. Araştırmalarımız sonucunda en ideal dönemin Ekim ve Mayıs ayları arası olduğunu öğrendik ve Şubat ayını seçtik. Denize de girdik, rahat rahat gezdik de. Yağmur da yağdı ama şansımıza hep biz otobüste iken yağdı, bu da süper bir şeydi hep güneşli havada gezdik, cayır cayır da yandık. Bu yüzden sanırım Şubat iyi bir dönem. Ama unutmayın burası Tropik iklim sonuçta her an her şey olabilir.



Küba’da eğlence-gece hayatı ve alışveriş konusu Benim için hiç önemli olmayan bu kısmı sizin için yazıyorum😊 Benim için Free shop’tan alınacak bir parfüm heyecan verici iken siz Küba’da parfümleri hiçbir teknoloji kullanmadan yapan yerlerden almak, çikolata ya da kahve almak isteyebilirsiniz. Old Havana bölgesinde alabileceğiniz her şey mevcut. Ancak bana inanabilirsiniz ki Havana da 10 CUC ‘a bulacağınız bir ürünü Trinidad’ta pazardan 5 CUC’a alabilirsiniz. Bu yüzden alacaklarınızı ilk gün almayın, sadece bakın fikir edinin, zaten 7-8 gününüz olacaksa bu ülkede rahatlıkla çok fazla zamanınız olacak demektir. Pazarlık yapmadan hiçbir şey almayın. Bizim ülkemizden daha saldırgan ve samimiyetsiz bir turist kazığı hakim. Küba’da eğlence anlayışı çoğunlukla salsa yapmak üzerine diye düşünebilirsiniz. Turistik bölgelerde yer alan diskoların dışında her şehirde mutlaka Casa de la Musica adlı müzikholleri bulursunuz. Ayrıca yemek yediğiniz yerlerin hemen hemen hepsinde canlı müzik bulacaksınız. Disco falan bakmayıp, muhteşem latin müziklerinin keyfini çıkarın. Biz sadece bu müzikler için gittik Küba’ya 😊Casa de la Musica sizin mekanınız olacak ve Bueno Vista Social Club konseri dinlemeden dönmeyin. Bunu zaten olmazsa olmaz kısmına koyuyorum. Kübalara kadar gidip Havana Club’a gitmezseniz, yazık olur cağnım seyahate.



Dünyaca ünlü HAVANA CLUB/CAFE -Buena Vista Social Club Konseri Rehberimiz Emre bey, biz Küba’ya gitmeden bize yolladığı programa bu konseri eklemişti zaten. Bu olmazsa olmazdı, fiyatı ne olursa olsun Havana Club’a gitmeliydik. Yemekli ve Mojitolu bir menü ile tam 1.5 saat boyunca muhteşem bir şov izledik ve inanılmaz şarkılar dinledik. Bu kısım bizim Küba seyahatimizin en güzel kısmıydı. Yalnız burada ilginç bir olay yaşadık. Bizi içeri almadılar, tipimizi beğenmediler. Şaka gibi biliyorum ama ciddiyim. Kıyafetlerimiz sokakta gezdiğimiz kıyafetler ve ayağımızda da parmak arası terlikler vardı. Diğer taraftan konsere gelenlere baktık, herkes oldukça şıktı. Havana’da hiç görmediğimiz şıklık ve zenginliği orada gördük. Kapıdaki görevli terliklerle ve şortla giremeyeceğimizi söyledi. İnanılır gibi değildi o an. Tabi hemen evimizde dönüp kıyafetlerimizi değiştirdik, bu konser için yanıma kırmızı bir elbise getirmiştim ama sonra ne olduysa hazırlanmaya üşendim ve o gün öylece şortla gittim. İyi ki getirmişim, eve dönünce muhteşem bir kırmızı elbise giyip, kırmızı bir rujla kendimi toparlayıp, mekandaki en güzel ve şık kadın ben oldum :) zira Küba’daki turistler ve uçaktaki insanlar dahil yaş ortalaması 60’tı. Eşimin bir pantolonu bile yoktu, eşofman altı ile gömlek giydi, Gucci ayakkabılı mafya tipli, Dominikli beylerin yanında inanılmaz şık duruyorduk:) Benim hatrıma o da içeri alındı işte. Yani şimdiden söyleyeyim, Havana Club’a öyle dağınık tiple giremezsiniz. Turist falan umurlarında değil, almıyorlar haberiniz olsun.Havana Cafe, Malecon’da bulunan Melia Cohiba otelin hemen yanında.

Devam edelim alışveriş kısmının en can alıcı noktasıyla ; Puro kısmı : Biz burada ufak bir hata yaptık, Havana’da gezerken , Old Havana’dan 25lik puro aldık, 30 CUC a, aslında oldukça güzel bir ambalaj içinde tam hediyelik bir puroydu. Ancak bunlar makine sarımıymış, elbette ki puro sonuçta ama elde sarılsa daha güzel olurdu. Rom olarak da Havana Club tercih etmeyin, Sandiago de cuba alın. Biz Guantanamera marka yazan kahverengi kutuda purolarımızı Old Havana’dan alıp çantaya koyduk. Sonrasında Vinales’te tütün tarlalarını gezdik, muhteşem tütün tarlalarında, puronun nasıl yapıldığını anlattılar, romlu kahvemizi yudumladık ve çiftçinin elleriyle sardığı harika 10 adet puro aldık 10 CUC’a. Bence bu muhteşemdi. 2 adet de orada içelim diye hediye etti. Bunları da romlu kahve ile bize ikram etti:) Baaaaayıldık. Bir diğer puromuzu da Vinales’te, Vinales Valley’in orada muhteşem bir mojito ile içtik. Tarifsiz keyifliydi. Bu yüzden size önerim şu : Puronuzu Vinales’ten alın, el sarımı benzersiz muhteşem bir tat. %70-80 i tütün. Puro yapımını merak edenler için: Puro yapımı ise şu şekildeymiş : Tütünü ekip 1 metre 20 santim olana kadar büyütüp, toplayıp kurutuyorlarmış. Bu işlemle birlikte rom, limon, tuz ile fermantasyonu yapılıyormuş, tekrar kurutup yapraklarını ellerinde sarıyorlarmış. En doğalı ve gerçek olanı bu puro işte. Bu arada siz sormadan söyleyeyim, rehberimiz bacakta sarılan puronun şehir efsanesi olduğunu söyledi, ben onun yalancısıyım😊Bu da mojito tarifi (benim gözümden) :Nane, limon, tuz, rom, bol miktarda buz bir araya getirilir, buyrun size Mojito :) Son olarak benim için kanayan bir yara olarak kalmış olan plasentalı krem. Konumuz Alicia krem. Yılda 2 kere üretiliyormuş. Nereden alabilirim diyecek olursanız otellerin içindeki kozmetik dükkanları en ideal yerlermiş. Ancak bulamadık biz, 6 ayda bir üretiliyormuş ve her daim bulunmuyormuş. Bir Allah’ın kulunun İngilizce bilmemesi sonucunda bu kremi bulamadan döndüm. O kadar üzüldüm ki, benim gibi krem zaafı olan bir insanın bunu yaşaması tarifsiz bir hayal kırıklığı idi. Fiyatı da baya ucuz, aklıma geldikçe üzülüyorum. 12-13 CUC. Emreden öğrendiğimiz kadarıyla, Türkler talan ediyormuş bu kremleri. Kısmet değilmiş deyip yaramı deşmiyorum daha fazla.



Kübada kaç gün kalınmalı ?Bu tamamen sizin tercihinize kalmış bir durum. Bence bu seyahatte 3 tam gün Havana’ya, 1 gün Vinales, 2 tam gün Trinidad’a, 1 gün Varadero’ya ayırmalısınız. Yani 1 haftadan az olması pek makul değil bence. Tabi ki bu benim fikrim. Ama malum seyahatin 13-14 saat olduğu düşünülürse öyle 4-5 gün kalmak mantıklı gelmeyecektir size de.

Küba seyahati ne kadara mal oldu?



Bu kısmı için detaylı olarak bilgi vermeliyim farkındayım. En fazla bu kısmıyla ilgileniyorsunuz😊 Dediğim gibi, 13 Şubat’ta gittik, 15 saate yakın uçmamıza rağmen, yine 13 Şubatta vardık Küba’ya. Bunu bir yerde tutun, bu da o günlük kalacak yer parası çünkü. 24 Şubat’ta akşam dönüş biletimiz vardı. 24 şubatta tam gün oradaydık. Uçak biletimizi 4-5 ay önce aldık koyduk kenara. Turna.com üzerinden Klm gidiş, Air Franca dönüş ile aldık. Toplam 2 kişi bilet fiyatı 4754 TL ödedik. Yeşil Timsah ile planladığımız aşağıdaki hizmetler: 930 EUR yani = 4324 TL · Kalacak yer,· Şehirler arası Transfer,· Havaalanı karşılama, · Havaalanı transfer-dönüş· Buena Vista Social Club Konseri (yemekli) Havana Club’da,· Vinales Turu özel arabayla 1 gün, · 1 tam gün Türkçe rehberli Havana şehir turu, · 1 saat klasik Amerikan otomobil ile şehir turu Kaldığımız süredeki, Kahvaltı, Akşam yemekler, aldığımız hediyelik eşyalar, puro, rom ve gün içindeki tüm yeme-içme masrafları, Şehir içindeki ulaşım taksi, internet, vs ücretleri için 500 EUR= 2325 TL Vize ve seyahat sağlık sigortası: 469 +94 =563 TLToplamda : 11966 TL 12000 olsa idi ödeyemezmişiz :) :) :) :) oldukça fazlaymış çok önceden alınca ve parça parça ödeyince bu kadar büyük gelmiyor insanın gözüne.Daha önce okuduğum gezi yazılarında 10000 altında bu seyahatin yapılamayacağı yönündeydi. Dolayısıyla rakam fena değil gibi geldi bana. Tabi ki yine de oldukça yüksek bir rakam farkındayım☹ Yine de bu seyahatler ile sermayeyi kediye yüklemeye devam edeceğiz:)



Küba’ya giderken yanınıza almanız gerekenler; TAVSİYELERİM;· Erkek fiş adaptörü almalısınız. Kalacağınız evlerde olabilir ama riske atmaya gerek yok. Koçtaşta bulunan universal (dünyanın her yerinde geçen) dönüştürücülerden alabilirsiniz. · Sinevkov almadan sakın ama sakın yola çıkmayın. Hem vücudunuza sıkılandan hem de prize takılanlardan. Bu çok önemli. Bölgede sıtma pek yok, ama zika virüsü diye bir şey varmış, sinekler sizden uzak dursun. Ben seyahat sağlığını arayıp sordum, görevli sıtma aşısı istiyorsanız yaptırın dedi, biz yaptırmadık. Çok gerekli olmadığını ve o bölgede pek sıtma olmadığını söylediler. Ancak Hepatiti aşısını yaptırmamızı söylediler.· Yine valizinizde olmazsa olmaz ıslak mendil, antibakteriyel jel/su mutlaka olsun.· Yine sıvı sabun, şampuan otelde kalmayacaksanız yanınızda bulundurmalısınız.Yanınıza alın. Sıvı sabun, kuru sabun, şampuan mutlaka olsun. Tuvalet kağıdı, peçete, güneş kremi (deniz girmeseniz bile sokaklarda fena yanarsınız), vücut losyonu, krem bulundurun yanınızda. · Kendi havlunuzu ve çarşafınızı götürmenizi tavsiye ederim. · Birkaç tane konserve götürürseniz hayatınız kurtulabilir, şaka yapmıyorum. Bir iki tane konserve, bisküvi, çikolata yanınıza alın. Yemek yeniliyor sorun değil, ama aynı şeyleri yemekten şişiyorsunuz belli bir zaman sonra bu yüzden konserve iyi olur. Çok fazla fabrika ayarlarınız bozulmasın😊· Yine benim kişisel tavsiyem hava değişimi, yemek değişimi, gezmek yorgunluk, kültür karmaşası, jet-lag, saat farkı vs olunca insanın vücudu kendini biraz kırgın hissedebiliyor. Yanınıza vitamin almanızı tavsiye ederim, reklam olacak ama Pharmaton almanızı öneririm. 2 günde bir içerseniz iyi gelir.· Yine giderken yanınıza, ağrı kesici, ateş düşürücü, grip ilacı almayı unutmayın. Bunu sadece Küba için değil genel olarak yurtdışına gidince olmazsa olmaz listesine alın. Hele ki Küba özelinde daha da zor. İngilizce bilen bir Allah’ın kulu yok ☹· Valiziniz yazlık kıyafetlerden oluşsun, sadece bir tane hırka alın. Bu söyleyeceğim Küba için : Kübalılar çok tuhafmış. ‘’Götürsen başka iklime atsan, soğuktan ölürler ama klimaya bayılıyorlar’’ dedi Emre. Bizde bunu fazlaca yaşadık. Beynim çatladı klima soğuğundan. Şehirler arası yolculuk yapacağınız Viazul’a sakın ama sakın hırkasız bineyim demeyin. Seyahatinizin kalanı hastalıkla hüsran olabilir. Tam bir klima sevdalıları😊 · Küba için güvenli ülke diyebilirim, ama akşamları pek turist olmayan yerlerde dolaşmadık işin doğrusu. Ben bazı tiplerden rahatsız oldum ama genel olarak sorun olmadı. · Sizden bir şey almadan, vermeden satmadan selam vermez Kübalılar. Bu konuda bilinçli olun. Yanınıza gelene ‘’gracias’’ deyin gitsin. Allahtan çok yapışıp rahatsız etmiyorlar.

· Telefonunuza çevrimdışı harita indirin, işinize baya bir yarayacaktır. Kalacağınız yerleri gideceğiniz yerleri işaretlersiniz ve bu baya işinizi görün. (maps.me)· Yanınızda dolar götürmeyin. Amerikan menşeli kredi kartları kullandırmıyorlar. Kredi kartı her yerde geçerli değil. Hatta şöyle söyleyeyim, Küba’da kredi kartını çıkarın hayatınızdan. · Yanınızda USD değil, Eur götürmelisiniz, Bu Eur’da havalimanına iner inmez kullanacağınız kadarını bozdurun. Hesabı şöyle düşünebilirsiniz, günlük harcamanız 50 CUC olarak (kalacak yeriniz vs ayarlanmış ise) yani 5 günse 250 CUC olmalı elinizde. Sonra gerekirse bozdurursunuz. Mesela 250 Cuc için 200 Eur falan bozduracaksınız. Havalimanında para bozdurulan yeri kolaylıkla görürsünüz, önünde sıra vardır. · Küba’da her yerde sıra vardır. Bankada, sinemada, dondurmacıda, tuvalette, markette, cafede, restoranda. Her yerde bu ilginç sıraları göreceksiniz. Her şey limitli olduğundan dolayı böyle.· İnternet kullanamayacaksınız bu ülkede. Buna hazırlıklı gidin. Şehrin bazı bölgelerinde genelde parklarda var, otel lobilerinde ya da bazen kalabalık oturmuş bir grup insan görürseniz bir yerde, ha işte tam orada internet var demektir. 10 saati 5 CUC, 1saati 5CUC gibi bir şeydi sanırım. Ben 10 saatlik 2 kart aldım. Arada bir yaşadığımızın sinyalini vermek için kullandık, bize 13 gün yetti bu internet. Muhteşem bir internet detoksu yaptık, ben çok mutlu hissetmiştim kendimi, ne güzel bir hayatmış😊Dünya üzerinde tam sosyal devlet sistemine yakın en son kalan yerlerden biri olması, Fidel&Che efsanesi, hayatınızda hiçbir zaman göremeyeceğiniz kadar klasik muhteşem arabaları görüp onlarla yolculuk yapmak için, dünyanın en güzel purolarını ve romunu denemek ve dünyanın en güzel müziklerini dinlemek için, internetsiz huzurlu birkaç gün geçirmek için, tropik iklimi koklamak, beyaz kumsallarda güneşlenmek, Karayip sularında yüzmek için , Küba’ya gidebilirsiniz. Nasıl yaparsanız yapın, o taraflara gitmeyi isterseniz, gideceğiniz yer Küba olsun. Şimdiden iyi seyahatler diliyorum herkese 😊Beni ve daha fazla fotoğrafımı instagram hesabımdan takip edebilirsiniz





Instagram : bigezipdoncem

420 görüntüleme

©2018 by Bigezipdoncem. Proudly created with Wix.com

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now