• bigezipdoncem

ÜRDÜN:Tarihin yarısı kadar yaşlı gül kırmızısı şehir

Herkese Merhaba !

Evinde, yolda, iş yerinde ya da her nerede olursa, bu yazımı okumak için burada bulunan herkese Selam olsun!

Ayağımın tozuyla Ürdün gezi rehberini yazmak istiyorum, çünkü detaylar ve duyguları unutulmamalı.



Neden ÜRDÜN ?

Ürdün olmasının en önemli sebeplerinden biri PETRA. Sizin de bilip duyduğunuz gibi sadece PETRA için bile Ürdün’e gidilir ve bu ülkenin 50 derece sıcağına katlanılır. Ama benim aşkım daha çok WADİ RUM’a. Hatta ilk defa dalış tecrübesi yaşadığım Kızıldeniz’i de unutmak istemiyorum. Lut gölü de var işin içinde tabii. Bu sebeple dolu dolu güzel bir dört gündü bizim için.


Ürdün Vize istiyor mu?

Ürdün Türk vatandaşlarından vize istemiyor. Rahatlıkla gidebilirsiniz.


Ürdün para birimi

Ürdün’ün para birimi Ürdün dinarıdır. Sterlinden bile daha değerli olan bu paranın neden bu kadar değerli olduğu henüz bilinmiyor 😊

1 Ürdün Dinarı = 8,22 TL dir (15.06.2019)


Ürdün’e ne zaman gidilir?

Efendim bu kısmı net bir şekilde diyebilirim ki, Mart-Nisan-Mayıs ve Eylül-Ekim hatta belki Kasım bile olur. Bizim gibi yaz sıcağında gitmeyin. Yok illaki gidecekseniz, Haziran’ın başı olsun da sonu ölüm olmasın. Petra’da geçirdiğim beyin travmasını anlatamam size. Öyle sıcak öyle sıcaktı ki beyin sarsıntısı geçirdim. Bu konuya dikkat edin.


Ürdün’e turla mı gideyim, kendim mi?

Elbette ki kendiniz gidin, ben bizim planımızı ve nasıl yönettiğimizi tek tek anlatacağım size. Türkiye’den 2 saat uzaklıkta bir rota ve bize yabancı bir millet değil. Güvenlik açısında da bir sorun yaşamadık. Hatta Türkleri ciddi anlamda çok seviyorlar. Dolayısıyla rahatlıkla kendiniz organize edebilirsiniz seyahatinizi. Botswana’ya safariye gitmiyorsunuz sonuçta 😊


Ürdün’ e Ulaşım

Öncelikle şu siteden bir bilet kontrolü yapın. https://www.skyscanner.com.tr/

İstanbul’dan doğruca Amman’a ya da Akabe’ye uçuş var. Erken bilet alırsanız THY ile Akabe bileti alabilirsiniz. Fiyatı yüksekse Pegasus ile Amman’a bilet alabilirsiniz. Yalnız Pegasus’un Istanbul-Ankara Amman yaptığını belirteyim. Yani yurtiçi aktarma yapıyor ☹Bu da inanılmaz yorucu ve rahatsız edici bir yolculuk. Sabah 6 ‘daki uçuş için evden 2 de çıktık, 6 da uçağa bindik, Ankara’ya vardık, Ankara’da 2 saat bekledik ve 2 saat uçuşla Amman’a vardık. Yani tüm bu macera yaklaşık olarak 11 saate mal oldu ki, bu sürede Brezilya’ya uçarsınız. Oradan da havalimanından arabayı alıp Ölüdeniz’e sürmek şahsen beni bitirdi :/

Dolayısıyla doğrudan uçuşla Amman’a ya da Akabe’ye gitmeye çalışın. Bir de (bakın burası önemli) alabiliyorsanız Akabe gidiş- Amman dönüş alın ya da tam tersi. Gezdiğiniz yeri tekrar dönmek ve uçağa binmek de insanı bitiriyor :/ Tabi eğer mümkünse.

Ülkenin gezilecek rotası güneyden kuzeye, ya da kuzeyden güneye olduğu için, İstanbul-Akabe, Amman- İstanbul yaparsanız daha rahat edersiniz bilginiz olsun. Ya da tam tersi.


Ürdün’de ulaşım

Ø Ülkede tren ulaşımı yok. Bunu bir not alın. Koca ülkede sadece JETT isimli bir firma var. Şuraya bir tık tık ; https://www.jett.com.jo/en/ Ne doğru düzgün saatinde geliyorlar ne de varacakları yere saatinde varıyorlar.


Ø Otobüs dışında sarı beyaz dolmuşlar var, onların fiyatı da Jett’e yakın. Dolayısıyla onların da pozitif anlamda bir tercih edilebilitesi yok :/


Ø Bir diğer alternatifiniz araç kiralama. Ne yalan söyleyeyim, yurtdışında araç kiralamak pek tercih ettiğim bir şey değil. Hem yorucu oluyor, hem de kafanız rahat olmuyor. Ancaaaaaak Ürdün gibi ülkeler de daha mantıklı bir alternatifiniz olamıyor maalesef. Şöyle ki araç kiralamayıp, taksi ile anlaşıp gezmeye çalışsanız, ağızlarını en az 50-100 JOD’lardan açıyorlar ki bu korkunç bir rakam. Orada tur ayarlama olayına girseniz, inanılmaz yüksek rakamlar oluyor. Ayarladığınız şirketin otobüsleri öbür oteller de uğruyor tek tek insanları alıyor falan da filan.. Vakit nakittir unutmayın.


YANİ ; Araç kiralama dışında mantıklı bir alternatif yok gibi duruyor.



Şimdi araç kiralama ile ilgili size önemli hususları madde madde söyleyeceğim.

Ø Biz aracı 102114 km olarak alıp, 102948 olarak bıraktık, yani toplam 834 km yol yaptık 4 günde. Toplamda 65 JOD’luk benzin aldık. Tl olarak düşünürseniz bizim hurda araba ile 534 TL yakmışız.


Ø Benzin masrafı dışında araç kirama için 680 TL ödedik ve bu 4 günlük bir ücretti. Aslında 470 olan araç kiralama, bize 680 TL’ ye geldi çünkü biz tam koruma paket aldık. Aslında bu kısımda hikaye ama, aldık işte napalım.


Ø Depozito kısmı ; ‘’kredi kartından 700 JOD çekelim, iade edeceğiz 14 gün içinde’’ dediler, bize bu rakam çok yüksek geldi :/ sonra da ‘’40 JOD verin, hiç çekmeyelim kartınızdan’’ dediler, biz de gıcık olduk, ‘’çek kardeşim , niye boşa para ödeyelim ‘’dedik Hasılı 6000 TL parayı kartımızdan çektirdik, ve iade edilmesi riskini göze aldık. Çünkü 40 JOD dediğin ve küçük duran o tutar 328 TL, ve geri ödemesiz bir tutar. Madem 680 +328 ödeyecektik neden AVIS ya da HERZ tercih etmedik ki ‘’ diye düşünüp yedirmedik o 40 JOD ‘u onlara. Yani araç kirama yaptığımız yer pek matah bir yer değildi.


Ø Aracı economy car rentals üzerinden kiraladık, Ürdün’e gitmeden çok önce kiraladık, eğer erken işlem yapmazsanız korkunç rakamlara araç kiralarsınız. Bir daha olursa daha kurumsal ve büyük firmalardan kiralayacağım. Bu konu önemli. 200 TL nin hesabını yapmayın bizim gibi 😊


Neden derseniz, dediğim gibi aracı https://www.economycarrentals.com/ üzerinden kiraladık, onlar da bize aracı lokal bir firmadan kiraladılar, Omaish diye bir yerdi. Adamlarda bir sıkıntı yoktu, hizmet iyiydi ama araç hurdaydı. Bu zamana kadar çok araç kiraladım ama bu kadar kötü araba hiç görmemiştim doğrusu. Araba zor gitti yolda, klima çalışınca gaza basamıyordum. Şaka gibiydi yani. Dolayısıyla dağlık ve zor yollar olduğunu düşününce 1.5 motor bir araç çok daha iyi olur. Bir de şunu da not edin. Ürdün’ün yolları berbat. Zor, dağlık, hemen hemen çift şeritli yol yok. Dolayısıyla iyi bir şoförseniz, araç kiralamayı düşünün (benim gibi 😊)


‘’Yok ben sürerim’’ falan diye düşünmeyin hakikaten iyi bir şoförlük istiyor. Bir de en önemli nokta; yollarda tümsek yok, kaldırım var. Sakın bu konuyu yabana atmayın. 800 km küsur yolun 700 ü yol çalışması halindeydi ve bu yollara kaldırım taşıyla tümsek yapmışlardı, bir de görünmesin diye gizlemişlerdi. Allah korusun kaza yaptıracak düzeyde kötüydü. Dolayısıyla araba kiralama konusunda önerilerimi yabana atmayın diye son bir uyarı da bulunuyorum size. Ve ve en son olarak, yollar tabela konusunda gayet iyi. Arapça ve İngilizce yazıyor. O açıdan da sorun yaşamazsınız. Ancak yabancı bir ülkede navigasyonsuz araba kullanmamalısınız. Orada da şöyle bir çözüm ürettik. Navigasyon için ek ücret ödemek istemedik, o sebeple Ürdün hattı aldık. 10 GB, 1 haftalık turist paketi için 11 JOD verdik. Bu hat ile telefonumuzun navigasyonunu kullanarak rahat rahat yollarımızı bulduk. Gerektiğinde arama yapma şansı sağlayan bu hat, gayet işimizi gördü. Siz de bizim gibi yapın ve araç kiralarken navigasyon almayın😊 Hattımızın Umniah’tı. Orange falan da vardı ama biz Umniah tercih ettik, 2 JOD daha uygundu diğer hatlardan. Havalimanında alabilirsiniz bu hattı.


Ürdün’de yeme-içme

Ürdün Müslüman bir ülke ve bu sebeple her gördüğünüzü deneyebilirsiniz. Yemekleri oldukça lezzetli, biz çok sevdik hele ki humus ve falafele bayıldık. Tabi ki etlerin lezzetini de göz ardı edemem. Bir de güzel tatlıları var ki sormayın gitsin. Omnu Ali diye, sıcak yenen nefis bir tatlı. Dediğim gibi gurme olmadığımdan şunu bunu, şurada yiyin olaylarına girmeyeceğim ama Ürdün’de aç kalma ihtimaliniz yok. Sadece Akabe’de yemek yediğimiz manzarası çok keyifli güzel bir mekan var. Fazlaca doyduk ve falafel olmamasına rağmen bize bir yerden yaptırıp getirdiler. Yarım kilo etli bir tabak, falafel, salata, 2 kola, 2 çay ve bize ikram olarak getirdikleri meze tabağıyla birlikte karnımızı baya doyurduğumuz bir akşam yemeğine 14 JOD hesap geldi ki yediğimiz en lezzetli , doyurucu öğündü ve tabi ki ucuzu da buydu. Dediğim gibi bu ülkede yemek bir sorun değil, ne isterseniz nerede bulsanız yiyebilirsiniz. Son olarak Falafel Lübnan mutfağı yemeğidir, bunu herhangi bir Ortadoğu ülkesinde en lezzetli haliyle yersiniz. Yemeden dönmeyin 😊


Ürdün’de Konaklama

Bu kısım daima en önemli nokta oluyor. Şimdi ben size kaldığımız otelleri, fiyatlarıyla birlikte vereceğim. İyi mi, kötü mü yorumlar da bulunacağım. Bütçenize uyarsa, hiç araştırma yapmadan buraları tercih edin. Bana güvenebilirsiniz.


İlk Gün: Ölüdeniz’de kaldık ve kaldığımız otel Ramada Resort Dead Sea.

Ölüdeniz’e gittiğinizde denize girmek istiyorsanız, plajı olan bir otel bulmalısınız, ya da para verip bu otellerin plajını kullanmalısınız. Ben de böyle düşünüp plajı olan Ramada’yı tercih ettim. Dünyanın el alçak noktası olan Lut gölü, otelden de aşağıda kalıyordu, havanın da 50 derece olduğu düşünülürse, yürüyerek gidemezsiniz sahile. Bu kısım da ciddi bir sorun, ancak biz otelin plaj servisinden yararlandık😊 Duş, şezlong, kıyafet değiştirme yeri dahil her şey vardı. Çamur banyosu yapabileceğiniz özel bir alanları bile mevcuttu. O bölgedeki en güzel ve konumu iyi oteldi diyebilirim. Ölüdeniz’in bulunduğu Sowayna muhiti de ölüydü zaten😊 Erken bir fırsat rezervasyonu ile biz 380 TL ödedik 45 JOD gibi bir şeydi. Kahvaltı dahil bir fiyattı bu. Kahvaltısı gayet güzeldi. Odamız Lut gölünü görüyordu. Biz çok sevdik. Son olarak akşam yemeği kişi başı 17 JOD idi. Açık büfe şeklinde. 2 kişi 34 JOD, bize çok fazla geldi. Bu sebeple ilk gün akşam yemeğimizi dışarıda bulunan tek mekan olan Chili Ways de yedik Bu mekanı da internetten bulduk. O akşam yemeğe 14 JOD verdik. Kötü bir yemekti 😊


İkinci gün : Petra’da Amra Palace International diye bir otel. Hiçbir eksiği yoktu bu otelin. İnanılmaz temiz, güzel, havuzlu, hatta Türk Hamamı bile vardı. Otoparkı da mevcuttu. Tek eksiği Petra girişine uzaktı. Yani bu otelden Petra’ya araçsız gidilemez. Eğer arabanız olmayacaksa bu otelde kalmayın. Petra girişe yakın otellerin de pahalı olduğunu unutmayın. Bu otelde de kahvaltı dahildi, akşam yemeği için ise 30 JOD ödedik. Açık büfe olarak makul bir yemeği vardı. Otelde yedik, dışarılarda macera aramadık. Çünkü Wadi Musa zaten pahalı bir yer. Sonuçta Petra için geldiniz ve sizi mutlaka öpecekler. Bazı yerlerden 1 JOD a su aldık, bazılarından yarım Jod’a. Bazı yerlerde 100 $= 69 JOD yaptı, bazı yerlerde ise 68$, hatta bazı yerlerde 70$. Exchange büroları kapalı olduğu için (bayramdan dolayı) otellerde para bozdurmak durumunda kaldık. Farktan anladığınız gibi turistseniz illaki sizi öpecekler. Bunu unutmayın. Çok da dert etmeyin 😊 Sadece dikkatli olmak lazım, hepsi bu.



Üçüncü gün : Wadi Rum’da yani Ay vadisinde kaldığımız bu otel tamamen lüks ve özel bir tercihti. Siz bunu tercih etmeyebilirsiniz. Kampın adı : Wadi Rum Night Luxury Camp. Booking den tutmayın, başka sitelerde daha uygun fiyatlar mevcut. Bizim kaldığımız en pahalı otel burasıydı ve ben bu otelde kalmak için Ürdün’e gitmiş olabilirim😊 Çölün ortasında yıldızları görerek uyuyabileceğiniz bu muazzam otelde kalmak, hayatımızda yaptığımız en güzel şeylerden biriydi. İşte otelimiz;



Yağmur yağdı gece, milyonlarca yıldızı izleyerek uyuduk ve kuşların tepemize konmasıyla uyandık. Tarifsiz bir tecrübeydi. Çok net ki dalış ve bu çölde 1 kere daha kalmak için bile Ürdün’e gidebiliriz. Yani demem o ki bu lüks bir tercihti. Çok daha uygun onlarca konaklama alternatifi var. Burası Mars kampıydı ve ‘’The Martian ‘’ filmindeki gibi şekillendirilmiş çadırlarda kaldık. Ben Marslı filmini çok sevdiğimden ne kadar olursa olsun illaki bu kampı istedim. Fiyatı 1 gecelik 141 JOD yani, 1165 TL gibi bir şeydi. Oraya gittiğimizde ne görelim, fiyat ‘kişi başı’’ olarak veriliyor ve 2 kişi o odada 300 JOD ‘a kalabiliyor. Bu da 2500 TL gibi bir rakam. Yani demem o ki, burayı internetten bulun ve ayarlayın. Bir de 2 ay önce rez yaptımaya çalışmama rağmen, önce yer bulamadım bu otelde. Daha sonra şans eseri birisi rezervasyonu iptal etmiş ki 1 oda boşa çıktı ve hemen tuttum mars çadırını. Bu da benim şansımdı. Çünkü çok istiyordum burada kalmak.

Neyse bu otelde kahvaltı ve akşam yemeği dahil konaklama yaptık. Akşam yemeği almaya özen gösterin, aksi taktirde min 25 JOD kişi başı ödemek durumunda kalırsınız. Hemen hemen tüm kamplarda böyle. Vadinin ortasında Mars gibi bir yerde aç kalacak değilsiniz ya, nasılsa yiyeceksiniz. Dolayısıyla fiyatlar kalp kırabilir.


Dördüncü gün: Son gün ve gecemiz Akabe’de idi. Kaldığımız otel Maswada Plaza Otel. 42 JOD -350 Tl gibi bir tutar ödedik. Otelin sahibi 6 yıl Türkiye’de kalmış. Türkleri çok seven biriydi. Bizim odamızı kendi kendine yükseltti ve en güzel şehir manzaralı odayı verdi. Bu otelin konumu bir harikaydı. Kesinlikle öneririm. Başka bir yer bakmanıza kesinlikle gerek yok. Gidin ve burada kalın. İnanılmaz temiz bir oteldi. Şehir manzarasına bakan keyifli bir balkonu vardı ve çok merkeziydi. Kahvaltısını görmedik, çünkü 6 da çıktık otelden. Gözüm kapalı öneririm bu oteli. Otopark sorunu da yok 😊



Ürdün’de alışveriş

Ürdün çok pahalı bir ülke. Bunu bir not edin. Yani o sebeple her şey çok pahalı geliyor insana.

· Magnetler

· Tişörtler, etnik desenli pantolonlar, etekler, şapkalar, çantalar alınabilir.

Buraya dikkat !

Sakın ama sakın ölüdenizden, ölüdeniz mahsulü kildir, maskedir, şudur budur almayın. Birincisi aşırı pahalı. İkincisi aldığım maskeyi havalimanında çöpe attılar. Krem vs alacaksanız siz bilirsiniz ama bence hikaye. Sakın ola kaldığınız otelden ya da ölüdeniz çevresinden de almayın. İllaki almak isterseniz Vadi Musa’da da, Akabe’de de mevcut. Lut gölü’nün oralardan bunları almayın. Çok fazla pazarlığa elverişli bir ortamda yakalamadım. Yani ‘’yeter ki al, fiyat düşüreyim’’ kafası yok Ürdünlülerde, bilginiz olsun 😊


Ürdün’de ne kadar kalmalı?

Bizim yaptığımız gibi bir programla 4-5 günde gerekli yerleri görebilirsiniz. Ancak şunu net olarak belirteyim minimum 4 gün olmalı programınız. Onun üzerinde zamanınız varsa, bizim yapmadığımız ama yapılacak şeyleri programınıza alabilirsiniz, Wadi Mujid gibi, Jerash gibi ya da Amman’ı gezmek gibi. Bunun dışında inanın eksik kalan bir şey yok. Zaten bizim orada tanıştığımız turistlerin de benzer programları vardı. Daha fazla vaktiniz olacaksa, Ürdün’de geçirmek yerine İsrail’e geçin derim ben. Ya da Mısır’a, ya da hatta Suudi Arabistan’a. Hadi o zaman önce ÜRDÜN’de gezilecek yerlere bakalım ve sonra da bizim seyahat planımız hakkında size bilgi vereyim. Belki siz de fazla düşünmeden aynısını yaparsınız.


Ürdün’de gezilecek yerler


· Jerash Gezisi

· Amman

· Madaba-Nebo dağı

· Baptism area- Vadi Mujib Gezisi

· Lut Gölü (Ölüdeniz)

· Petra

· Wadi Rum

· Akabe


Jerash Gezisi : Jerash, Ürdün Haşimi krallığının, Amman’dan 45 km uzaklıkta bulunan bir Roma şehridir. Bu şehir en büyük 10 eski Roma şehirlerinden biridir. Büyük İskender’den sonra şehre sırayla Roma, Bizans, Emeviler, Haçlılar, Eyyubiler, Memlükler ve Osmanlılar hakimiyet kurmuş. Ve şehri gezerken de göreceğiniz üzere her uygarlık burada hakimiyeti süresince kendinden bir şeyler yapmış. Romalılar tapınak, Bizanslılar kilise ve Osmanlı ise cami yaptırmış. Biz gitmedik. Nedeni ise İtalya’nın tamamını görmüş olmam ve zaman kısıtı 😊 Siz 1 haftalık bir şeyler planlıyorsanız, rotanıza alabilirsiniz. Amman’dan otobüs ile geçebilirsiniz. Ya da arabayla 1 saatte varırsınız. Tarih’e özel bir ilginiz var ise mutlaka gidin derim.


Madaba-Nebo dağı: Ürdün’ de en çok Hıristiyan yaşayan yer Madabadır. Araç kiralamadıysanız, Amman’dan tur alarak bu geziyi yapabilirsiniz. Buradan sonra ölüdeniz ve Petra’ya doğru ilerleyeceğiniz düşünülürse, Madaba şehrinde de kalabilirsiniz.

Yine konaklamanızı Madaba’da ayarlayıp otelden bir taksici çağırmasını isteyip o şekilde gezebilirsiniz. Bunun için en az 60-70 Dinar vereceğinizi unutmayın. Burada ne var derseniz, burası Tevrat’a göre Hz. Musa’nın Vaat Edilen Toprakları gördüğü ve öldüğü dağ olan, ”Nebo Dağı’’ ve Kral Yolu üzerinde yer alan mozaikleriyle ünlü Madaba şehri. Biraz burada gezip Lut gölüne girebilirsiniz. Biz bu kısmı atıp direkt Lut gölüne yöneldik. Zaman kaybetmemek için böyle bir şey yaptık. Bir kaybımızın olduğunu düşünmüyorum ama zamanınız genişse ve merakınız var ise Ölüdeniz öncesi, Madaba ve Nebo dağı gezisini yapabilirsiniz. Ölüdenizin tam olduğu yer olan Sowayna bölgesi daha pahalı otellerden oluştuğu için Madaba’da kalabilirsiniz. Madaba’nın bizim kaldığımız yerden daha ucuz olduğunu da söylemeliyim.


Baptism area: Baptism area denilen yer Israil ile Ürdün sınırı olan bir yer. Burası Hıristiyanların vaftiz edildiği yer. Ben yine ziyaret etme gereği duymadım, ama 3-4 metre ötenin yani derenin karşısının İsrail olduğunu bilmek ve vaftiz olan insanları görmek eminim değişik bir tecrübedir. Hemen birkaç metre ötenizde İsrail askerlerini de görebilirsiniz😊 Tabi ki girişi ücretli. 10 JOD falan olması lazım. Bir turla gitmek yerine arabanızla gidebilirsiniz. Zaten Baptism areadan 10 km sonra Ölüdeniz’e gelmiş olacaksınız. Yolunuzun üzerindeki bu yeri görmek isterseniz oldukça değişik bir tecrübe olacağına emin olabilirsiniz.


Vadi Mujib Gezisi

Wadi Mujib için Ürdün’ün “Grand Canyon”u diyebiliriz. Lut Gölü’nün doğu kıyısında kalan ve muhteşem bir biyo-çeşitliliğin görüldüğü, deniz seviyesinden 380 metre aşağıda kalan Mujib Doğal Yaşamı Koruma Alanı ise dünyanın rakımı en düşük koruma alanı olarak biliniyor. Zaten UNESCO tarafından 2011 yılında Biyosfer Rezervi ilan edilmiş ve koruma altına alınmış.

Yeryüzü şekilleri sayesinde, macera sporlarına da büyük imkan veren bir yer. Özellikle de Wadi Mujib Boğazı, su dolu bir kanyon olduğundan, meraklılarına kanyoning olanağı veriyor. Vadinin içinden geçen Mujib Nehri’nin son durağı Lut Gölü oluyor. Vadide toplam 4 trail rotası var. Bunlardan Siq (zorluk derecesi kolay-orta olarak sınıflandırılmış), Canyon (orta-zor derecede sınıflandırılmış, halatla şelale geçme gibi etapları var) ve Malaqi trail (orta-zor derecede sınıflandırılmış), suyu takip eden yürüyüş rotaları olduklarından, suların yükselme alçalma durumuna bağlı olarak sadece Nisan-Ekim arası aylarda yapılabiliyorlar. Ibex trail (orta zorlukta) ise sadece kara rotası olduğundan ve hiç suyun olmadığı noktalardan geçtiğinden yılın her dönemi yapılabiliyor. Biz gittiğimizde öğrendiğimize göre zaten Ibex trail yapabiliyorduk. O sebeple beni çekmedi. Ben sulu kısmına katılmak istiyordum. Bu şansımız olmadığı için hiç programıma almadım. Ürdün’e Wadi Rum’da kalmak için bir kere daha gitmeyi düşünüyoruz, gelecek seyahat planıma Wadi Mujid’i çoktan aldım😊

Bu aktiviteye katılırsanız, ertesi gün kol bacak ağrıması garanti, onu da unutmayın 😊

Öğle saatlerinde parkura başlamak iyi fikirmiş, çünkü haliyle kanyon kayaların arasında ve güneş alan bir kısımda değil. Çok üşümemek için öğle saatleri gayet güzel bir zaman. Güvenlik için sadece can yeleği veriliyormuş ama düşünün altınızdan su akan ve yer yer sert akan bir sudan bahsediyorum. Dolayısıyla yetersiz olduğunu okumuştum.

Bu kanyon turunda girişte deniz ayakkabıları da satılıyormuş, varsa yanınızda götürün derim. Burada kamera ve telefon taşımak da mantıklı değilmiş. Go pro olabilir belki ama teknolojik şeyleri pek bilmiyorum, mazur görün😊 Anlayacağınız bol adrenalin dolu bir gezi olurdu Wadi Mujid ama kısmet değilmiş diyelim. Umarım siz yaparsınız.


Dead Sea- Lut Gölü

Hz. Lut’un indirildiği kavim eşcinselliğin yaygın olduğu bir halkmış. Hz. Lut onları bu sapkınlıktan kurtarmak için gönderilmiş fakat halk onu yalanlayarak peygamberliğini inkar etmişlerdir. Kitab-ı Mukaddes’te Kuran-ı Kerim’e benzer şekilde anlatılan yer Sodon şehridir. Hz.Lut’un kavminin başına gelecek felaketten 1 gün önce melekler gelerek uyarmış ve kimsenin arkasına bakmadan kaçmalarını söylemişler. Arkasına bakanların taş oldukları rivayet ediliyor. Hatta bu taş olanlardan biri de Hz.Lut’un eşidir. Lut gölü kıyılarında dağların tepelerinde onlarca taşlaşmış heykel bulunmaktadır. Aşağıda gördüğünüz gibi bir heykel.

İnanışa göre bu insanlar taş olmuştur. Bu ve benzer hikayelerden dolayı Lut Gölüne gitmek ve görmek istemeyebilirsiniz. Tabi ki tercihtir.


Ama coğrafi açıdan burayı ele alırsak, eşi ve benzeri bulunmayan bir örnek olduğunu belirtmek isterim. Dünyanın en alçak noktası olduğu gerçeğini unutmayın. Burası deniz seviyesinden 398 metre daha aşağıdadır ve suyun tuzluluk oranı %33 kadardır.



Normal bir denizin tuz oranı %2-3 iken burası %33 dür. Fizik kuralları gereği sizi duba gibi alıp havaya kaldıran bu göle mutlaka girmeniz ve bu olayı tecrübe etmeniz lazım. İnanılmaz bir şekilde suya giriyorsunuz ve su sizi alıp havaya kaldırıyor. Neredeyse yere zor basıyorsunuz.


Suya girmeden önce çamur yıkanmasında bulunun ve bu minerallı çamuru tuzlu suda üzerinizden atın. Sudan çıktıktan sonra bebek gibi bir cilt oluyor ve akıl almaz bir tecrübe bence.

Ölüdeniz denmesinin sebebi dünyanın en tuzlu ikinci suyu olmasından dolayı, hiçbir canlının yaşamamasıdır. Abartılı çok detay okudum Lut gölüyle ilgili ama ben size samimi bir iki detay vereyim. Öncelikle su gözünüze gelirse ölmezsiniz ya da kör olmazsınız. Ama şunu bilin ki felaket düzeyde tuzlu ve can acıtıcı. Bu suda yüzmeyin. Zaten her yerde yüzmeyin yazıyor. Deniz gibi düşünmeyin. Ayakları kaldırıp kendinizi suya bırakın. Uzun süre suda duranlar varmış, olabilir ama ben duramadım. Zannediyorum max 10 dakika durdum belki 15, çünkü her yerim yandı. Açık yaranız varsa da bu suya girmeyin ve son olarak plajı olmayan otelde kalmayın. O şekilde tasarruf etmiş olmuyorsunuz. Çünkü ölüdenize girmek için kişi başı min 20-25 JOD ödeyeceksiniz. Bir plaja girmenin ücreti bu iken, bu parayı plajı olan bir otel tutmaya kullanabilirsiniz. Plaj olmadan sağdan soldan kafanıza göre zaten giremezsiniz. Turistler için kıyafetlerini değiştirebileceği ve ölüdenize girebileceğiz özel yerler var. Oraların dışında zaten giremezsiniz.


Ve son olarak Lut Gölü, İsrail Filistin ve Ürdün arasında konumlanmaktadır. Amman’dan, Lut gölüne 1-1.5 saatte ulaşabilirsiniz. Ölüdeniz sizin için değişik ve özel bir tecrübe olacaktır. Ürdün planından çıkarmamanızı tavsiye ederim doğrusu.


Ölüdenize giden yollarda sürekli irtifa kaybettiğiniz ve tek yön dönemeçli yollar olduğu için dikkatli bir sürüş yapmanızı öneririm. Burada araba sürmek hiç kolay değil. Bilginiz olsun.


PETRA

Öncelikle İlber Hocanın ‘’ mutlaka görmelisiniz’’ lafını yabana atmayın. Onun böyle demesi bile bizim için tek başına yeterli bir sebepti. Ancak nedir bu PETRA ? Ne vardır orada? Neyi ifade ediyor? Neden bu kadar önemli sorularını, çok fazla tarihe boğmadan anlatmak isterim.

Petra kadim uygarlıkların izlerini taşıyan ve güneşin açısına göre pembe ,sarı, turuncu ve kırmızı olan inanılmaz bir yapıdır. Şair John Burgon tarafından “Tarihin yarısı kadar yaşlı gül kırmızısı şehir” olarak tanımlanmıştır. Nebatiler MÖ 400 ile MS 106 yılları arasında burada muhteşem bir kent kurmuşlardır ve kenti muhteşem bir ticaret krallığı haline getirmişlerdir. Petra öyle büyük bir ticaret kentidir ki Gazze’den Şam’a, Kızıldeniz’den Basra Körfezi’ne kadar önemli bir ticaret kavşak noktasında bulunup, Arabistan’ı, Mısır’ı, Suriye’yi, Hindistan’ı, Yunanistan’ı ve Roma’yı birbirine bağlıyordu. Nebatiler burada batıda Romalılar ve Helenistik dönem Yunanlılarıyla ve doğuda Perslerle ticaret yapıyordu. Akıl almaz bir büyüklükten ve ticaret gücünden bahsediyoruz.


Öyle ki Nebatilerin şöhreti arttıkça, Çin ve Hindistan ile de ticari ilişkiler kurulup, bu ülkelerden alınan her çeşit mal dünyanın dört bir yanına sevk edilir hale gelmiştir. Değerli yükler taşıyan uzun kervanları Arabistan’dan Akdeniz’e ulaştırıyorlardı. Ticaret sayesinde çok zengin ve nüfuzlu hale gelmiş bir medeniyetti. Sonrasında zaten bildiğiniz gibi büyüklüğünü ve gücünü kaybedip Romalılara yenildiler. Bu bölgeye Hıristiyanlık 4. Yy’da, Müslümanlık ise 7. Yy’da gelmeye başladı. 12. yy’da yüzyılda kısa bir süre Haçlıların egemenliğine girdiler. MS 400 yıllarından sonra deprem ve ekonomik sıkıntılardan dolayı gözden düşen Petra, zaman içerisinde unutulup gitti. Nebatiler ise ardında bu kayıp kenti bırakarak yeryüzünden silindiler.


Kayıp bir antik kentin söylentilerinin peşinden, 1812’de buraya gelen İsviçreli gözü pek kaşif Johann Burckhardt tarafından tekrar keşfedilinceye kadar Petra, sadece göçebe Arapların bildiği kayıp bir şehirdi. Tıpkı Angkor Wat gibi. Kamboçya yazımı okuyunuz, orada da Angkor Wat’ın yüz yıllarca kayıp bir şehir olarak bilindiği ve bir kaşif tarafından ortaya çıkarıldığını göreceksiniz. Bin yıldan fazla kayıp şehir olarak kalan Petra, 19. Yüzyıldan sonra tekrar bilinmeye ve keşfedilmeye başlandı. Bugün Peru’da yer alan Machu Picchu ile kardeş şehir olan Petra, 6 Aralık 1985 tarihinde UNESCO Dünya Mirası listesine dahil edildi. 2015 tarihinde de Dünyanın Yeni Yedi Harikasından biri olarak kabul edildi. Bugün buraya “Wadi Musa” adı verilmektedir.


Yani PETRA, Ürdün'ün Lut Gölü ile Akabe Körfezi arasındaki topraklar üzerinde yaklaşık 100 kilometrekarelik alana sahip, kumtaşından oluşan kaya bloklarına oyulmuş, tapınaklar, amfi tiyatro, mezarlar ve rölyeflerden oluşan, aklın alamayacağı güzellikte bir kenttir. Sadece Petra’yı görmek için bile Ürdün’e gidilir elbette. Ama benim için Ürdün seyahatinin en inanılmaz kısmı Wadi Rum deneyimiydi. Petra’ya giderseniz ‘’ Petra night’’ a katılmayı da ihmal etmeyin. Petra Night da çok özel bir şey olmasa da gece 2000 yıllık bir tarihin içine girmek ve mumlarla aydınlatılmış yolda yürümek ve yıldızların altında uzanıp müziği dinlemek inanılmaz bir tecrübeydi.


En son Petra’nın rengarek aydınlanması ise kelimelerle anlatılmaz bir güzellik sundu. Petra Night için içeriye 8’de alınıyorsunuz. Ve bir dünya yolu, kalabalık bir turist ordusuyla yürüyüp, hazine binasına varıyorsunuz. Hazine binasının önüne serilmiş halılara oturuyorsunuz ve tabi ki Petra’nın önündeki yüzlerce mumu da unutmamak gerek. Bu aktivite sadece Pazartesi, Çarşamba ve Cuma yapılıyor. Ayrıca bu güzellik için ödeyeceğiniz ek tutar 17 JOD. Yani hem PETRA için gündüz kişi başı 50 JOD hem de gece için 17 JOD, toplamda 67 JOD =550 TL ödemelisiniz. Bu hakikaten bu zamana kadar gördüğüm en yüksek meblağ. Yapacak bir şey yok deyip, giriyorsunuz <3


İlber Hoca’nın da etkisiyle gittiğimiz PETRA için kendisi şöyle der ;


Biz de Arapları, küçümser bir kesim var ama kimsenin buna hakkı yok. Çünkü miraslarını çok iyi koruyorlar. Araplar şehirlerine gözleri gibi bakarlar. Bizde yaşadığımız şehir göz göre göre batarken, sağa sola peşkeş çekilirken kimsenin sesi çıkmaz. Petra, Roma devrinin şehridir. Kervan yollarının üzerindedir, kayalara oyulmuş müthiş bir şehirdir. Korunmuş şehir görmek isteyen Arap şehirlerini dolaşsın.


Şu meşhur Petra’nın önündeki büyük yapı için de (Hazine binası) kısaca şöyle diyeyim ; Al-Khazneh binasının sırrını çözmek için tarihçiler çok uğraşmış. Hem nasıl yapıldığı konusunda hem de ne maksatla yapıldığı konusunda. Yüzyıllık araştırmaların sonunda buranın dini bir yapı olduğu anlaşılmıştır. Çünkü altında bir mezar bölümü yer alıyormuş. Böylece Al-Khazneh’nin aslında bir kral mezarlığı olduğu anlaşılmış. Ön kısmında yer alan sunakların fark edilmesi ile de aynı zamanda dini törenlere ev sahipliği yaptığı kanısına varılmış. Al-Khazneh üzerinde yer alan motifler ve heykeller Antik Yunan, Pagan, Roma ve Mısır kültürlerinden izler taşımaktadır. Bunun sebebi ise Nebatilerin, bu bölgede ticaret yapan yabancılardan ciddi bir şekilde etkilenmiş olmalarıdır.


Yukarıdan aşağıya olmak üzere tüm bir kaya parçasının oyulması ve kusursuz bir mimari işçilik ile inşa edilen Al-Khazneh, dünyanın yedi harikasından biri ve dünya üzerinde eşi benzeri olmayan bir yapı haline getirilmiştir. Ki hala kaç insanın, ne kadar zamanda yaptığı net olarak bilinmemektedir. Ne demek istediğimi ancak oraya gittiğinizde o devasa kayaları gördüğünüzde anlarsınız. Nasıl kusursuz bir işçilikle oyulmuş ve o yapı nasıl ortaya çıkarılmış, insanın aklı almıyor bir türlü. Bu sebeple lütfen gitmeden önce Petra hakkında her şeyi okuyun ve bilinçli gidin. Nasıl olsa bilgiye ulaşmak oldukça kolay şimdilerde. Ben buraya sayfalarca okuduklarımı yazsam, yeterli kalmaz ve bu yazı bir gezi rehberi olmaktan çıkar. Dolayısıyla Petrayı burada bitiriyorum. 😊 şu belgeseli izlemenizi öneririm <3 https://www.dailymotion.com/video/xwhgqf

1 gün ve 1 Gece Petra’ya ayırmalısınız.



WADI RUM


Ay Vadisi olarak da adlandırılan ve 74.000 hektar alana yayılan Wadi Rum, çölden ve kayalardan oluşan yeryüzünde Mars’a en çok benzeyen yer olarak nam salmış bir rota. Petra büyüleyici idi, diyecek bir şey yok ama bizi deli gibi heyecanlandıran Wadi Rum oldu.



Doğanın sadeliğini ve basitliğini görüp, gezegene hayran olmamak elde değil. Bedevilerin sade ve basit hayatlarını da görüp, kendi dünyanızı ziyadesiyle sorgulamanızı sağlayan, başka bir gezegene yolculuk gibi Wadi Rum’a gitmek.

Biz modern insanlar, şehirlerin içinde sıkışmış ve doğadan, topraktan uzak nefes almaya çalışarak ömrümüzü geçirdiğimizden bu vadi benim için hayatımda yaşadığım ve gördüğüm en güzel şeyi tecrübe etmemi sağladı. Bir zamanlar Nebatilerin, Bizans’ın, Romalıların yaşadığı, Haçlı ordularının, Osmanlının, Arabistanlı Lawrance’in geçtiği bu kızıl topraklarda gökyüzüne bakarak uyumak tarif edilemeyecek bir deneyimdi.


Samanyolunu dolduran milyonlarca yıldızın ve dolunayın altında; rengi güneşle değişen dik kumtaşı kayalıkları, dağları ile sonsuzmuş gibi görünen bu gizemli çöl, insana daha önce görmediği ve tecrübe etmediği duyguları yaşatıyor. Belki de bedeviler de bu yüzden buradan vazgeçmiyorlardır, kim bilir.

Wadi Rum’da her yerde kalabilirsiniz ama eğer mümkünse, maddi olarak sizi yormayacaksa Wadi Rum Night Luxury Camp’ta kalın.


Bu kısımda da Mars çadırlarını tercih etmelisiniz (full of starts tent) Mars çadırlarında bir balonun içinde kalıp, gökyüzünü izleyerek uyuma şansınız olur. Samanyolunu görmek için odanızdan çıkmanıza gerek bile yok. Bu inanılmaz tecrübeyi mutlaka yaşamalısınız. Mars çadırı denmesinin nedeni ise ‘’ The Martian’’ filmindeki Mars’ta unutulmuş astronotun kaldığı yer gibi olması. Hatta birebir aynısını yapmışlar. Benim bilim kurgu filmlerine olan düşkünlüğümden dolayı bu filmi de ‘’Intersteller’’dan sonra tek geçtiğim için, burası gitmeden önce kalacağım yeri seçme sebebimdir. Hatta zorlasan Ürdün’e gitme sebebimin, bu kampta kalmak ve yıldızların altında uyumak olduğunu söyleyebilirim. Dediğim gibi bu benim için bir vadiden ve çölden öte Mars tecrübesiydi sanki. Umarım uzay seyahatleri başladığında yaş engeline takılmam ve ben de o yolculuğa katılırım 😊


Wadi Rum’da ne göreceksiniz kısmını yazarak sizi boğmayıp, fotoğraflarla göstermek istiyorum. ‘’Ne işimiz var dağda, taşta, vadide çölde ‘’ dediğinizi de duyar gibiyim, ama şu anda bu yazıyı okuyorsanız bir çoğunuz zaten Ürdün’e bir gün gideceksiniz demektir. Gidin uçsuz ve bucaksız gezegenin güzelliğini görün. Başka da bir şey demiyorum. 1 gün ve 1 gece şeklinde planlamalısınız. Gece çölde kalıp 4x4 jeeplerle vadi çöl gezisi yapmalısınız. Olmazsa olmaz.


AKABE

Çok net olarak belirteyim. Dalış yapılmayacaksa Akabe’ye gidilmesine gerek yok.



Şehrin görülesi bir tarafı yok. Yine de deniz görmek isterim derseniz, Akabe’ye gidip, gününüzü plajda geçirebilirsiniz ya da altı cam teknelerle akşam yemekli gün batımı turuna çıkabilirsiniz. Ama eğer bir ümit varsa dalış denemenizi öneririm.

Ben denedim ve başardım. İlk dalış deneyimimi Kızıldeniz’de yapmış olmak kendimi çok havalı hissettiriyor. O sebeple dalış kariyerimi noktalamalıyım. Zira zirvede başladım ve zirvede bırakmalıyım 😊


AMMAN

Doğruyu söylemek gerekirse Amman’ı gezmedik. Ben yaptığım araştırmalar sonrası Amman’ı görmeyi gerekli görmedim ama tabi ki sizin zamanınız varsa şöyle bir dolaşıp gezip, sokaklarında kaybolabilirsiniz. Ürdün’ün başkenti Amman, arap dünyasının önemli modern şehirlerinden biridir. 1 günlük Amman rotası için öncelikle Amman kalesine çıkmak bulunuyor. Amman’ın en eski restoranlarından biri olan Habibah diye bir yerde falafel ve humus yemek, oradaki çarşı pazarları gezmek ve meşhur Jebel Amman Rainbow caddesini gezmek diye notlar almıştım kendime. Siz bu rotayı izleyebilirsiniz😊


BENİM SEYAHAT PLANIM NASILDI ?


Bu kısım hem bizim planımızı hem de önerilerimi içeren kısım olacak.


4 HAZİRAN


Biz sabah 6 uçağıyla Ankara’ya oradan da Amman’a uçtuk. Öğlen 12:30 -1 gibi Amman’a vardık. Amman’a varır varmaz, aracımızı alıp Lut gölüne doğru yola çıktık. Aracımızı almamız, genel ihtiyaçlarımızı alıp yola koyulmak ve sonunda da o zorlu yollardan çıkıp ölüdenize varmak 2 saat sürdü. Otele yerleşip, üstümüzü değiştirip Ölüdeniz için plaja gittik, çamur banyosu ve ölüdenize girmek derken saat 5-6 olmuştu çoktan. Sonrasına havuza girip, keyif yapıp (ki hava inanılmaz sıcaktı, anlatılmayacak kadar, acı verecek kadar sıcaktı) akşam yemeği için plan yaptık. Otelde 17 JOD (25$) vermek istemedik ve bir Türk ama Almanya’da yaşayan çılgın çifte denk gelince gaza gelip dışarıda yiyelim dedik. Onlar da 3-4 gündür o otelde kalıyorlarmış, akşam yemek için 50$ vermek onları baya rahatsız etmiş 😊 Arabamız olduğu için akşam yemeği için kendimizi dışarı attık. Bir de ne görelim, in cin top oynuyor. İnsanlık sanki yok olmuş. Bizim için bayramın ilk günü olan 4 Haziran tarihi onlar için orucun son günü olunca, bütün gün evlerinde yatmayı ve hareket etmemeyi tercih etmişler. Kaldı ki ülke zaten sıcak, oruç tutmasalar bile dışarı çıkmadıklarını teyit ettik. Issız ve ölü olan Ölüdeniz muhitinde yalnızca bir yer bulduk ve orada yemeğimizi yedik. Yemek için 13 JOD ödeyerek aile bütçemize katkıda bulunmanın haklı gururunu yaşadık. Sonrasında otelimize gelip dinlendik.


5 HAZİRAN


Sabah erkenden kahvaltı yapıp, 7 gibi otelden ayrıldık. Petra için yola koyulduk. O inanılmaz sıcakta araba kullanmak tarif edilmez zorluktaydı. Araba o kadar kötüydü ki dağdan tepeden çıkarken, klimanın çalışmasına izin vermedi. Aksi taktirde bizi yolda bırakacaktı ☹ Mecburen klimayı kapatıp devam ettik ve yaklaşık 4 saat sonra 11 gibi Petra’daki otelimize vardık. Otele eşyalarımızı atıp hiç dinlenmeden Petra’ya girdik. İşte bu asrın hatası idi. 4 km yolu yürüyüp hazine binasına vardığımızda beynimdeki sarsıntıyı ve vücut ısımın 70 derece oluşunu belli bir süre daha görmezden gelebildim. Birazcık gezip kavga ettikten sonra😊 kendimize gelmemiz gerektiğini farkedip, Hazine binasını tepeden göreceğimiz yere tırmanmaya karar verdik. Kabul ediyorum ki iyi fikir değil. Aslında ben çok kötü olduğum için vazgeçtim ama yanımıza gelen çocuk bizi ikna etti. Önce 15 JOD dedi ben ise 10 JOD a bizi çıkarması için anlaştım. Dedim ya bu kısmı nasıl yaptım hatırlamıyorum bile. İnanılmaz yüksek kayalarda merdiven olmayan yerlerden bizi yürütüp tepeye çıkardı. Size 2 diyeceğim var bu kısımda. 1 – benim gibi elbise giymeyin. Tüm Ürdün beni hatırlayacaktır eminim bu sebepten😊 Yok illaki giyeceğim derseniz, yanınıza altınıza geçirecek bir şey alın ya da tayt giyin (bu daha iyi bir fikir)

2-Yukarıya çok yüksek rakamlara da çıkabilirsiniz, bizim gibi 15 JOD’a da. Bu tamamen sizin anlaşmanıza bağlı. Ancaaaaaak yukarıya asla yanınızda biri olmadan çıkamazsınız. Çıkmanıza izin vermiyorlar. Zorlarsanız sizi dövebilirler. Hatta ‘’git polise sor’’ diyorlar ve polisler de bu işten para aldıkları için, yukarıya yalnız çıkmanın yasak olduğunu söylüyorlar. Dolayısıyla yukarıya meydandaki yerden çıkamazsınız. Yaptığım araştırmalara göre yukarıya para ödemeden çıkmanın yolu var. Nasıl mı ? Al Khubtha Trail yolu, burayı bir not alın. Wadi Musa ve antik tiyatro ve hazine binasının panoramik görüntüsü için izlenecek rota burası. Bu yolu takip ederseniz kimseye para vermeden fotoğraftaki yere ulaşıyorsunuz. Ancak bu sefer de orada bir şeyler içmelisiniz. Sabah 6 da açılıyor Petra ve en güzel saat 6 da girip gezmek. Biz eğer öğlen saatinden varmış olmasaydık muhteşem olacaktı bizim için. Ama biz öğlen vardık ve akşama kadar gezebildiğimiz kadar gezmeye çalıştık. 20 km yapmışızdır ve bir de akşam Petra Night’a gittik. Hobaaaa tekrardan 4 km daha 😊

Günümüz ve gecemiz hızlı hızlı geçti veee sabah olunca kahvaltıyı yapıp tekrar yola koyulma vakti geldi.


6 HAZİRAN


Sabah kahvaltımızı yapıp Wadi Rum için yola koyulduk. 2 saate yakın bir sürede Wadi Rum’a vardık ve burada gün içinde yapacağımız jeep safariyi ayarladık. Sonrasında odamıza geçip biraz dinlendik ve 4 gibi bizi otelimizden aldılar. Şimdi bu 4x4 Jeep safari olayını bir grupla yaparsanız daha uyguna gelir bunu bilin. Ancak size özel olursa biraz daha pahalı olur. Ancak şunu da bilin, siz çöldesiniz ve turistsiniz, sizi her türlü kendi dediklerine getirebiliyorlar. Biz Petra’dan dolayı çok yorgunduk ve bu sebeple 3 saaitlik turun bize yeterli geleceğini düşündük. Öyle de oldu. Önce 70 JOD dedi sonra 60 JOD’a anlaştık ve akşam üstü otelden alınıp günbatımına kadar gezdik. Bu gezinin bize özel olması elbette güzeldi. Çünkü dilediğimiz yerde dilediğimiz kadar durup fotoğraflar çektik. Bu muhteşem geziyi yaptıktan sonra kampımıza dönüp yemeğimizi yedik. Wadi rum’a gelmeden önce ise Hicaz demiryolunun istasyonlarından biri olan Wadi Rum istasyonuna uğradık ve Abdulhamit’in Hicaz Demiryolunu ve trenimizi gördük.


Wadi Rum'a giderken solda, dönerken sağda kalıyor :)

İlginç bir nostalji idi. Mutlaka siz de görün.


7 HAZİRAN


Sabah Wadi Rum’da kahvaltımızı yapıp Akabe özerk bölgesine geçtik. Yol sanırım 1 saat kadar sürdü. Odamıza giriş yapamayacağımızı biliyorduk bu sebeple zaman kaybetmeden dalış planlamak için ilgili yerlere gittik ve fiyat aldık. Camel Dive Center o sırada içimize sindi ve onlarla anlaştık. Dalış konusunda korkularım vardı, korkularımı yendim ama bir daha dalış yapar mıyım bilmiyorum. Bence zirvede bırakmalıyım😊 Zira Kızıldeniz, yeryüzünde dalış yapılacak en güzel yerdir. Zannediyorum ben ilk ve son kez daldım. Dalış için başta 35 JOD dediler. Yani toplam 70 JOD yapıyordu. Yanımızda JOD olmadığı için dolar ile ödeme yapmak istedim. 70$ teklif ettim ve kabul etti görevli kişi. (Ancak başka 70 JOD olan fiyatın aslında 100 $ ettiğini unutmayın lütfen) Ben de 100 $ verdim ve görevli kişi, dalıştan sonra 30$ vereceğini söyledi. ‘’Patron burada değil, o size verecek’’ dedi. Bizi de baya cesaretlendirdi dalış konusunda. Her neyse bekledik ve hazırlandık. Dalışa gittik, zaten yeni olduğumuz için 8 metreye kadar bir deneme yaptık. Başardım. Zordu ama kendimce başardım😊 (Fotoğraflarda gördüğünüz gibi)


Aslında Türkçe bilgi veren biriyle ilk tecrübeyi yaşamak çok daha iyi olurdu ama yapacak bir şey yok. Kızıldeniz’de dalacağım diye kafama koymuştum😊 Boyum uzamadı, ama korkumu yendim. Dalış sonrası paramızın üstünü istedik, dalış hocamız ‘’70 JOD =100$ zaten, neyi verelim’’ dedi 😊 ‘’vay kurnaz araplar vayyyy’’


Bizden ücreti alan arkadaş yanlış anlamış sözde falan. Sahibi gidip yalandan bağırdı falan filan da neyse uzatmadık biz ve kalsın dedik. Dalış etkisiyle biraz başım ve kulağım ağrıyordu, bir an önce artık otele geçmek istedim. ‘Onlar da ‘’size bir şeyler ısmarlayalım, yanlış anlaşılma olmuş, şu bu’’ dediler. Nezaketen biz de içtik ve kalktık. Bir de demesin mi ‘’sizinle akşam bir şeyler yapabiliriz, yemek yeriz, sizi gezdiririm ‘’ falan diye 😊

Senin gibi adama zerre kadar güvenir miyim ben, bu 1 !


İkincisi ! ben seyahatlerde birileriyle tanışmayı ve onlarla zaman geçirmeyi asla sevmem. Yanımda biri var zaten, neden sana ihtiyacım olsun ki😊


‘’Hadi ordan’’ dedik veeee otelimize geçtik.


Otel sahibi 6 yıl Türkiye’de yaşamış, tam bir Türk aşığı. Bizim odamızı kendi kendine yükseltip, otelin en güzel manzaralı odası yapmasın mı 😊 Bir de odaya çıktıktan sonra diğer sahibinin arayıp’’ biz kardeşiz , ne isterseniz yardımcı oluruz , hoş geldiniz’’ demesin mi ! bence çok nazik bir hareketti. O oteli sadece bunun için değil, merkezin de merkezi olduğu için şiddetle öneririm.


Akşam da güzel bir mekanda mükemmel bir akşam yemeği yedik ve 8 Haziran sabah 6’da yola çıkıp, 4-5 saat sonra Amman Havalimanına vardık ve evimize döndük <3



Son derece hızlı ve güzel bir kültür seyahatiydi. İçinde birçok ilki barındırmasından dolayı, oldukça özel bir seyahatti.


Gelelim en merak edilen ve sevilen kısma <3


ÜRDÜN SEYAHATİ NE KADARA MAL OLDU?


İşte herkesin merak ettiği muhteşem sorunun cevabı.


Her zaman hesap kitap konusunda titizimdir (mesleki deformasyon). Dikkatli ve bütçesi makul olan seyahatler gerçekleştirmeye çalışıyoruz bazen şımarıklık yapıp kendimize küçük sürprizler yapsak da <3

Ürdün Seyahat Harcamaları

İstanbul- Amman 2 kişi git-dön uçak bileti Pegasus 3430 TL

Konaklama Masrafı 1. gece Ramada 380 TL - 2. Gece Petra 250 TL 3. Gece Wadi Rum 1150 TL -4.Gece Akabe 350 TL TOPLAM :2130 TL



PETRA Giriş ücreti- gündüz ve gece günlük 1100 TL =134 JOD 1100 TL

WADI RUM ayakbastı parası :) 10 JOD =82 TL 82 TL


Akşam yemeği masrafları 60 JOD =492 TL (3 gece akşam yemeği masrafı) 492 TL


Araç kiralama 4 günlük 680 TL

Dalış ücreti iki kişi 70 JOD =574 TL 574 TL

Şapka ve bir iki alışveriş 13 JOD =107 TL 107 TL


İçecek su, kola vs 7 JOD =56 TL 56 TL


834 KM yol yaptık, toplam 60 JOD luk benzin aldık=492 TL 492 TL


4x4 jeep ile 3 saatlik safari 60 JOD 492 TL


Telefon hattı Umniah 11 JOD =90 TL 90 TL


Otopark 4 gün(Türkiye'deki otopark masrafımız) 40 TL


Diğer 10 JOD =82 TL 82 TL


TOPLAM HARCAMA 9847 TL



Yani görmüş olduğunuz gibi 4 tam gün Ürdün seyahatimiz için 9847 TL harcadık. Dediğim gibi Ürdün pahalı bir ülke. Konaklama kısmında sadece 1 otelde kalmakta ısrar etmeseydik, harcamamız 9000 olacaktı. Hepsi bu. Burada azaltılabilecek kalem konaklama bütçesi kısmı ve uçak bileti kısmı. Bu 2 kısma dikkat ederseniz, kayda değer şekilde düşebilir masrafınız.


Ancak şunu mutlaka belirtmeliyim ki, Ürdün mutlaka görülmesi gereken bir ülke. Hiç düşünmeden bir bilet alıp yola koyulabilirsiniz. Yine kocaman bir ‘’ İyiki ! ‘’ ile sonlandırıyorum bu maceramı.


Son olarak unutmadan şunları da diyeyim size;


· Birçok yerde priz sorunu yaşamadık ama bazı yerlerde değişikti prizler, o sebeple universal prizinizi yanınıza alın. (bunu koçtaştan alabilirsiniz)


· Bu ülke vize istemiyor, elinizi kolunuzu sallayarak girebilirsiniz. Sadece Türkiye’de bir arama yapılıyor uçağa binmeden. Bu kısım ilginçti. Tipe göre arıyorlar sanırım, bizi aramadılar mesela 😊


· Herhangi bir aşı derdi vs yok.


· Sivrisinek sorunu yoktu. Ciddi bir kara sinek sorunu vardı ama belki sinek kov onun için de işe yarayabilirdi. Bu şu anda aklıma geldi. İsterseniz yanınızda bulunsun.


· Ben her zamanki gibi yanınıza birkaç ilaç almanızı tavsiye ediyorum. Ben şiddetli bir baş ağrısı yaşadım sıcakta. O sebeple iyi ki yanımıza ağrı kesici almışım dedim.


· Güneş kremsiz ve şapkasız dolaşmayın. Bunu hayal bile etmeyin, hava çok sıcak.


· Otopark konusunda bir problem yaşamadık. Petranın önünde zaten ücretsiz otopark yeri vardı. Wadi Rum’da ise yine park yeri mevcuttu. Ölüdeniz’de otelimize parkettik. Akabe’de ise herhangi bir yerlere. Hiç sorun yaşamadık. Bu arada polis çevirmesi çok fazlaydı ama dediğim gibi Türkleri çok seviyorlar😊 Nazikçe selam verip gönderiyorlar. Sadece Akabe özerk bölgesine girişte, aracımızı durdurup pasaportlarımızı incelediler (gümrük noktasında)


· Haziran, Temmuz ve Ağustos ayında Ürdün’e gitmeyin. Hava bunaltıcı sıcak.


· Wadi Rum’da lüks bir kampta kalmayacaksanız, bir tık kalın bir şey alın yanınıza, yazın bile olsa.


· Çok rahat yürüyüş ayakkabıları olmalı yanınızda. Ürdün bol tırmanmalı bir rota, elbise etek konusuna dikkat edin.


· Birçok yerde Exchange bürosu var. Biz bayram zamanı gittiğimiz için zorlandık, her yer hep kapalıydı, bayramda gitmezseniz sorun yaşamazsınız herhalde. Paranızı az az Dinara çevirin.


· Ürdün çok pahalı, tuttuğunuz otellere, kahvaltı dahil olsun. Hatta mümkünse yemek bile dahil olsun. Çok yerden su, kola vs aldık, her yerde ayrı ayrı ücret ödedik. Turist öpmeye pek meraklılar. İlginçtir çok fazla pazarlığa imkan tanımıyorlar. Aaa bir de dönüş yolunda 2 tane küçük çocuğun işlettiği dükkandan kahve ve su aldık, çocuklar bizden türk parası almak istediler. Biz de 5 TL verdik onlara. Dedim ya, Türkiye’yi ve Türkleri seviyorlar.


· Bu ülkeye gitmeden, Arabistanlı Lawrance, The Martian, Transformers, gibi filmleri izleyin. Bu filmlerin birçok sahnesi Wadi Rum’da çekilmiştir. Hele Marslı filmini izlerseniz, çıldırırsınız. Mark Watney’in yürüdüğü, uyuduğu yerler, görmüş olacaksınız. Wadi Rum, yeryüzünde Mars’a en çok benzeyen yer olarak bilinmektedir. Bu da beni Wadi Rum’a çeken en önemli faktördür.


· Ve Akabe’ye giderseniz Ali Baba Restoranda kazıklanmak yerine şurada yiyin. Muhteşem bir akşam yemeği olacak, haberiniz olsun. Sağolsunlar sırf sordum istedim diye, bir yerden falafel bile getirdiler. Bir de ortaya güzel bir Ürdün mezeleri koydular, ek ücret de almadılar. Biz 3 JOD bahşiş bırakmak istedik, çünkü bu zamana kadar saçma sapan yemekler yiyip çok paralar vermiştik. Bu oldukça makul bir rakamdı bence.


· Ne yaparsanız yapın, Petra gezisiniz sabah 6 da başlanacak şekilde yapın. Benim gibi yol yorgunu (ister aracı kullanın, ister kullanmayın) öğle saatinde Petra’yı gezmeye çalışmayın.

· Dalış için anlaştığınızda paranızı verin, üstünü alın. Bizim gibi sonraya bırakmayın. Dalmayacaksanız Akabe’ye gitmeyin, Akabe cehennem sıcağıydı, sahilde de olsan kar etmiyor. İyi dalabiliyorsanız, Rainbow Reef ve First Bay’i tercih ederseniz Kızıldeniz’in güzelliğini görebilirsiniz. Düzinelerce dalış firmasından, gitmeden önce yaptığım araştırmalara göre en iyisi ve uygunu Mr. Frogman imiş, ekipte Türk biri de varmış. Biz neden tercih etmedik derseniz, Ben artık yol aramaktan ve navigasyondan çok sıkılmıştım. 4 günde 1000 km yol yapınca hem de o sıcakta, arabadan direkt kaçmak istedim ve ikinci konuştuğumuz yer ile anlaştık.


· Araç kiralama konusunda dediklerimi yabana atmayın. Düzgün bir yerden kiralayın. Araç kiralamayacaksanız, gezilecek yerleri 1-2 günlük paketlerle alın. Taksiyle ya da Jett ile seyahat etmekten çok daha konforlu olacaktır.


· Her zaman ama her zaman yanınızda fazladan su bulundurun. Ürdün çok pahalı. Her türlü sizi kazıklıyorlar. Mesela Petra’ya girerken ve çöl turuna çıkarken yanınızda su olsun.

· Uçak biletini en başta belirttiğim gibi yapın. Araç kiralasanız da Amman’dan alın Akabe’ye bırakın. Ya da Akabe’den alın Amman’a bırakın 😊 Benim gibi aynı yolu tekrar 5 saat dönmeyin.


· Bir de Ürdünlüler de saçma bir şekilde -turistseniz- her şeyi kişi başı hesaplama olayı var. Taksi bile bu şekilde. Orada karşılaştığımız Türklerden ve turistlerden duyduk bunu. O sebeple taksiye biniyorsanız, baştan anlaşın rakamları. Kişi başı tuzağına da düşmeyin.

Başkaca aklınıza takılan sorular olursa, lütfen çekinmeden sorun.



Beni ve daha fazla detayı instagramdan takip edebilirsiniz: bigezipdoncem

0 görüntüleme

©2018 by Bigezipdoncem. Proudly created with Wix.com

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now